Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Doğası,
palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş
merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye'nin en
önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye'nin
büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir. Antalya 3 mevsim ilkbahar 1
mevsim yaz sezonu ile sabah dağlarında kayak yapabileceğiniz ve
öğlesinde Akdenizin derin mavi sularında yüzebileceğiniz bir şehirdir.
Kral
Attalos Antalya için ‘yeryüzünde cennet’ ibaresini kullanmıştır.
Bereketli toprakları ve doğal barınağı ile yıllardır halklarını mutlu
etmiştir. Persliler, Romalılar, Araplar ve daha bir cok diğer milletler
yüzyıllar boyunca izlenimlerini ifade etmiş olmalarına rağmen hiçbirisi
günümüze bölgeye kendi ismi olan Attalia ismini veren M.S 159 yılarında
yaşamış Pergamon kralı Atalos gibi kalıcı iz bırakmamıstır.
Antalya
bugun misafirlerini çeşitli alternatifleri ile memnun bırakan kültür ve
turizm merkezidir, kültürel mirasını ve samimi Anadolu yasamının
sıcaklığını koruyarak turizm sektorundeki yeniliklerine ve gelisimlerine
devam etmektedir. Tarihi, doğası, gelenek ve görenekleri, alışveriş
olanakları,yeme içme mekanları ve Türk insanının samimi
misafirperverliği ile bölgedeki önemini korumaktadır.
Bölgenin en eski insanlık tarihi izleri, Antalya Şehir merkezinin
30 kilometre kuzeyindeki Karain Mağarası bulguları ile M.Ö. 200.000 yıla
kadar uzanmaktadır, yöredeki diğer izler Neolitik ve ileri devirlerde
medeniyetlerin sürekli olarak Bölgede yaşadığını kanıtlamaktadır.
Hitit
dönemi (Anadolu’da şehirlerin birleşerek tarihteki ilk devlet
yapılaşması) kayıtlarında Bölgenin Anzarva Toprakları adıyla anıldığını
ve M.Ö. 1700 tarihlerinde bölgeler arası ilişkilerin sürdürüldüğü
görülmektedir. Tarihsel belgeler, bölge şehirlerinin bağımsız bir yapıda
geliştiğini, geniş bölge olarak Pamfilya olarak isimlendirildiğini ve
zaman zaman bu şehirler arasında federasyonlar kurulduğunu, Truva
Savaşı’ndan sonra Akha Klanı'nın M.Ö.1300'de bölgeye geldiğini
anlatmaktadır.
Son Bergama Kralı III.Attalos'un
M.Ö.133 yılındaki ölümünde "Bölgenin ölümünden sonra Roma
İmparatorluğuna terkedilmesi" şeklindeki vasiyeti ile gelen Roma ve
bağlantılı Bizans dönemi, 13 yüzyıl boyunca sürmüştür.Selçuklu Türkleri
Antalya'yı 1207'de ve Alanya'yı 1220'de fethederek Roma-Bizans dönemini
sona erdirmiştir.
Selçuklu Türkleri Antalya'yı
1207'de ve Alanya'yı 1220'de fethederek Roma-Bizans dönemini sona
erdirmiştir. Osmanlı dönemi 1391'de başlamış ve Birinci Dünya Savaşı
sonucunda bölgede gerçekleştirilen İtalyan işgali, 1923'teki Türkiye
Cumhuriyeti ile ortadan kalkarak Bölge, Türkiye Devleti sınırları içinde
bir il olarak tescil edilmiştir.
Antalya'nın her köşesine dağılmış antik kentlerini gezmeden,
Antalya Müzesini görmeden,Saklıkent'e gitmeden,
Tekne turu ile Üçağız Batık kenti görmeden,
Kaleiçi ve Eski Antalya Evlerini görmeden,
Yamaç paraşütü, su altı dalış yapmadan,
El oyaları, 'Barak kilim' almadan,
Akseki İlçesinde Kardelen çiçeğinin fotoğrafını çekmeden,
Karakovan Balı, keçi boynuzu pekmezi tatmadan,
Yöre reçellerini tatmadan,
Cuma pazarına gitmeden,...
Dönmeyin.
Antalya, yöresel yemekleri ile
ünlü. Öyle ki değişik malzemelerle yapılan birçok özel yemeği bulunuyor.
Taratorlu piyaz, laba, hibeş, saç kavurması, tandır kebabı, Arap
kadayıfı... Bu arada reçelleri de unutmamak gerekir. Greyfurt, limon,
portakal, bergamot, turunç ve benzeri narenciye ürünlerinin yanında,
patlıcan, karpuz ve incirden de yapılan pek çok reçel çeşidi bulunuyor.
Akdeniz’in bu güzel kentinde deniz ürünlerin ise tadı bir başka güzel...
Taze balıkların, ahtapotun, kalamarın ve midyenin lezzeti bile
alıştığımızdan çok farklı... Bir turizm başkenti olma yolunda hızla
ilerleyen Antalya’da Fransız mutfağından, Çin mutfağına kadar değişik
mutfakların incelikli örneklerini bulmak mümkün. Antalya geceleri de
epey renkli geçiyor. Gece kulüpleri, yat limanı lokantaları,
Konyaaltı’ndaki restoranlar ve lüks otellerin yanı sıra; Kaleiçi’ndeki
yan yana sıralanan bar ve kafeler değişik eğlence alternatifleri
sunuyor. Hareketli geçen bir günün yorgunluğunu atmak için
yapabileceğiniz en iyi şey, akşam serinliğinde Kaleiçi kafelerinde
oturup soğuk birşeyler içmek olabilir. Dev çam ağaçları altındaki
fıskiyeli ve süs havuzlu bahçede bir semaver sipariş verip, hararetinizi
giderebilirsiniz. Burada içeceğiniz nefis demli çayın tadını
unutamayacaksınız. Tek tük de olsa palmiye ağaçları altında keyifle
nargile fokurdatanlara rastlıyorsunuz. Akdeniz’in leziz deniz ürünleri,
şiş köfteler, şakşuka, acılı ezme, humus ve haydari gibi mezeleriyle
ünlü Antalya’da, hemen her yerde ızgara alabalık, gözleme çeşitleri ve
minik acılı turşu bulmak mümkün.
Antalya Mutfağı, bölge ürünlerinin
şekillendirdiği bir yapıya sahip. Turunçgiller, muz, susam, yer fıstığı,
soya, domates, salatalık, biber, taze fasulye, kabak ve patlıcan en çok
elde edilen ürünler. Zeytinciliğin de yapıldığı sıcak iklimli
Antalya’da, sebze-meyve ağırlıklı bir mutfak göze çarpıyor.