Ayvalık, Ege'nin en güzel ve ünlü beldelerinden birisidir.
Tarihi
binaları, limanı, eşsiz balık çeşitleri, otelleri, pansiyonları ve
tertemiz deniziyle tatile gitmek isteyen ziyaretçilerin en çok tercih
ettiği yörelerden biridir.
24 adaya sahip Ayvalık'ın eşsiz
güzelliklerle bezeli sualtı zenginlikleri, dalış meraklılarını bekliyor.
Kırmızı mercandan amfora tarlalarına kadar keşfedilmeyi bekleyen
gizemlerle dolu Ayvalık sularında dalış sezonu baharla birlikte başlar.
Beyaz
güvercinin ağzında ki barışın simgesi olan Zeytin dalı. Her derde deva,
sağlık mucizesi Zeytinyağı...Ayvalık'ın insanlığın vazgeçilmez dostu,
Zeytin ağacıyla tanışıklığı tam 8000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bugün
özellikle zeytin ağacıyla örtülü topraklarıyla Ayvalık, 2.5 milyon
zeytin ağacıyla Ege'nin zeytin başkentidir.
Salih Korkut PEKER şöyle der;
"Yol üstü olup da, kendi halinde kalabilen ve hâlâ “merak değmemiş”
yerleri barındırabilen, şeytan tüylü ve şeytan sofralı bir güzelliktir
Ayvalık.
Çengel formundaki coğrafyası sayesinde, bir avuç dolusu Ege
Denizi’ni kendi payına katmıştır.
Girit ve Midilli’nin Anadolu’daki izdüşümüdür. Mübadele sonrası bu
adalardan göçen Türkler, Ayvalık’ın yeni sakinleri olarak, geldikleri
yerin kültürünü burada yaşatmaktadırlar. Ayvalık, kendine has mutfağı,
şirin şivesi ve sıcak insanlarıyla adalarda yüzlerce yıl sürmüş kardeşçe
yaşantının sembolüdür.
Bir ada kadar kendi halinde yarım adaları, kıyıda köşede kalmış manastır
ve kilise kalıntıları, denizle kaynaşan zeytinlikleri, çamlıkları ve
dünyanın en güzel batan güneş manzaralarını ayaklarınızın altına seren
tepeleriyle Ayvalık, birçok turistik beldenin talihsiz akibetine inat,
içinde hâlâ huzur taşır.
Yazın tadını çıkarmak isteyenlere nazire yaparcasına, yeryüzünde
yaşayabileceğiniz en mutlu ve huzurlu kışlara ev sahipliği yapar
Ayvalık. Cunda kordonunda şöyle bir gezintiye çıkmak kimbilir kaç ağrı
kesiciye bedeldir…
Denizi, yüzmek isteyene en büyük iyiliği eder: Serinletir. Kimse şikayet
etmesin suyunun soğukluğundan! Yaz sıcağında kavrulmaktan kurtulmanın
daha güzel bir yolu olabilir mi… Berrak ve serin bir denizde yüzmenin
keyfi, denizden çıktığınızda size püfür püfür bir vücut olarak geri
dönecekse serin sudan korkmanın manası nedir değil mi?
Tabiat Ana’nın bir hediyesidir Ayvalık. Bütün bir Ege’de, bir şehir
kadar “yoğun” olup da bir sahil köyü kadar dingin kalabilmeyi
başarabilmiş tek yerdir. Gelin ve kalın. Eğer kalmayacaksanız, verdiği
huzur ve mutluluktan bol bol alın ve yanınızda götürün, eşinize
dostunuza da dağıtın.
Hoşgeldiniz ve emin olun, her zaman hoş bulacaksınız…
"
Ayvalık Adı Nereden Geliyor..?
1972
yılında yayımlanan 'Eolya'nın Başkenti Ayvalık' olarak
türkçeleştirdiğimiz Yunanca kitaptan yararlanıldığında Ayvalık adının;
- Ayva'dan, yabani ayva'dan
- Midye türü olan ve bu kesimde bulunan ayvada'dan
-
İlk yerleşenlerinin Midilli'nin Kydona köyünden olabileceklerinden ya
da Girit'in 'Kydonies' bölgesinden gelmiş olabileceklerinden dolayı
geldiği söylenebilir.
Filozofların bu yerin adı konusundaki
görüşlerini de vermek gerekir: Aioliki 'nin (Eolya'nın)bozulmuş
şeklidir. Aiolik kelimesinden türetilmiştir Ayvalık1.
Ayvalık
anlamına gelen Kydonie ismi , İ.Ö. 330 'dan beri süregelmektedir. Yalnız
ismin nereden kaynaklandığına dair, kesin bir yanıt bulamıyoruz.
Antikçağ'da gerçekten Ayvalık'tı da oradan mı aldı? Bilinmiyor...
1.
'Eolya' mitolojiye göre Edremit Körfezinden İzmir'e kadar uzanan ve
Midilli'yi de içine alan kıyı şeridine yerleşmiş bir soyun ülkesidir. Bu
soydan olanlara Eoller ya da Eolyalılar denirdi.
İlk ve Ortaçağların Ayvalık'ı
Arkeolog Prof.Dr.Ömer Özyiğit 'in anlatımına göre ;
Antikçağ'da, Ayvalık'ın önündeki adalara 'Hekatonisa' ismi veriliyordu.
Bu isim, bu adaların en büyüğü 'Nesos' (Moshonisi, Cunda, Alibey) aynı
isimle söylenen 'Nesos' ya da 'Nasos' antik kentinin baş tanrısı olan
Apollon'dan gelmeteydi. 'Hekatos' Apollon'un takma adıydı. Bu nedenle bu
adalara Hekatos ya da Apollon Adaları da deniliyordu. Apollon
Adaların'da Nesos'tan başka 'Chalkis', 'Pordoselene', 'Kydonia' antik
yerleşmeleri vardı. Antik kaynaklar Chalkis, Pordoselene ve Nasos'tan
oldukça söz etmelerine karşılık, Kydonia hakkında, yazları akan ünlü bir
sıcak su kaynağına sahip olduğunu yazan ,yalnız Plinius olmuştur. (İS
79)'da Vezüv Yanardağı'nın patlaması sırasında öldüğü kaydediliyor.
Bugün
eski Kydonia olduğunu sandığımız yerde, toprak üzerinde göze hiçbir
temel çarpmamasına karşılık, yüzeyde antik devre ait, çok bol sayıda
çanak, çömlek parçacıkları açıkça görülebilmektedir. Yüzeyden
topladığımız bu çanak çömlek parçacıklarına göre, burada Helenistik (İÖ
330 - 30), Roma (İÖ 30 - İS 395) çağlarına ait bir yerleşme merkezi
olduğu anlaşılmaktadır. Bu antik yerleşme merkezinde, daha da eski
devirlerin bulunup bulunmadığını anlamak için, bilimsel arkeolojik kazı
ve sondajların yapılması gerekmektedir.
Roma Çağ'ında en parlak
devrini yaşadığını sandığımız Kydonia'nın, daha sonraları Bizans Çağı
içerisinde ya da sonlarına doğru, bazı nedenlerden dolayı,önemini yavaş
yavaş kaybederek, yerleşmenin Ayvalık'ta 'İlkkurşun Tepesi' eteklerine
kaydığı, burada gelişmeye başladığı, bu yeni yerleşme yerinde bulunan
bazı Bizans Çağı verilerinden anlaşılmaktadır. Kent daha sonraki
çağlarda gelişimini, bu merkez etrafında yapmış ve terk edilen eski
yerleşme merkezi, zamanla toprak altında kalmıştır.
Bu dört antik
kentten Chalkis ve Pordoselene, yaşamlarını bitirmelerine karşılık,
Kydonia ve Nesos, Antikçağ'dan günümüze kadar yaşamlarını sürdürmüşler
ve bugün de sürdürmektedirler. Üstelik Kydonia, Türkçeye çevrilmiş
haliyle 'Ayvalık'; Nesos ise, Cunda ya da Alibey adıyla yaşamaktadırlar.
Yakın Tarihte Ayvalık
Ansiklopedilere
göre, Cezayirli Hasan Paşa 5 Temmuz 1770'de, Çeşme önlerinde Koyun
Adaları civarında, Rus donanmasıyla çarpışmakta bulunan Osmanlı
donanmasının sağ kanat komutanıdır. Çarpışmada kendi gemisi ateş
alır,yaralanır ve bir salla karaya çıkarılır. Düşman, İzmir Limanına
girmesin diye oralarını sağlamlaştırır; sonra Foça, Karaburun ve Midilli
Adası yoluyla Çanakkale'ye varıp Osmanlı donanmasına katılır. Ayvalık
üstüne yazı yazan yabancı kaynaklara göre ise Cezayirli Hasan Paşa
Ayvalık'tan geçerek İstanbul'a gitmiştir. Çarpışma esnasında gemisi
hasar gören Cezayirli Hasan Paşa'nın yanındaki bir kaç askeriyle
birlikte karaya çıkıp yemek ve yatacak yer için bir çiftliğe sığındığı
ve çiftlik sahibi papazın kendilerini buyur edip bir hafta kadar bir
süre ağırladığı anlatılmaktadır. Paşa'nın bu süre sonrasında İstanbul'a
dönebilmek için Çanakkale'deki donanmaya katılmasında Papazdan yardım
istemesi üzerine Papaz 50 silahlı adam ile yardım da bulunur.
Ayrılırlarken dostluklarını tekrarlarlar. Hasan Paşa İstanbul'a
ulaştıktan bir süre sonra Gazi ünvanı alarak sadrazamlığa yükselir. Kent
dertleriyle başı çok ağrıyan Papaz ise Hasan Paşa'yı hatırlayarak
İstanbul'a gider ve kendisinden kentine özerklik verilmesini ister.
Kurtuluşunu kendisine borçlu olduğunu ve ne dilerse yapacağını söyleyen
Hasan Paşa Papazın isteğini gerçekleştirir ve kentine özerklik verir.
İşte bu özerklikten sonra Ayvalık'a yerleşen zenginler, sanaatkar rumlar
kenti daha da geliştirip ünlendirirler ve bu debdebe, bu yaşantı, bu
ilerleme 1821 Yunan İhtilaline kadar sürer.
Kiliseleri, Camileri, Manastırları, Ayvalık sokaklarını oluşturan Taş
Evleri, Adaları, Koyları ile zamanın boşa harcanmaz kıymetini
hissettiren bir gezinti yapacağınız Ayvalık, Taş Kahvesi, Cennet Tepesi,
Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü, sualtı güzellikleri, deniz ürünleri,
tostu, zeytini, zeytinyağı ile de sembolik bir kenttir.
GEZİLECEK TARİHİ YERLER
Çınarlı Cami : Tavan işlemeleri ve kabartma sanatı örnekleriyle görülmeye değer ...
Ayazma Kilisesi : İçindeki su kutsal kabul edilir ...
Ayışığı Manastırı Alibey Adasının (Cunda) Pateriça denilen bölümünde yer almaktadır.
KİLİSELER
Ayvalık Kiliseleri :
Profit İliyas Kilisesi :
Ayvalık'ın sırtını dayadığı eskiden Kurufitilya denilen tepenin
zirvesinde bulunuyordu. Zaman içersinde yıkıldı. Ulusal Kurtuluş
Savaşının ilk asker kurşununun anısına tepeye "İlkkurşun Tepesi"
denildi. Şimdi bu tepede Rehabilitasyon Merkezi olarak kullanılan büyük
bir yapı mevcut bulunmaktadır.
Ayos Dimitriyos :
Şimdiki Halk Eğitim Merkezi'nin yerinde bulunan kilise 1945 yılına dek
cami,sonra da Erkek Sanat Okulu Atölyesi olarak kullanıldı.
Taksiyarhis Kilisesi :
Bulunduğu yer kentin ilk mahallesidir. İçindeki dinsel
tasvirler(ikonlar), yüzyılı doldurmuş, bazıları balık derisi üzerine
işlenmiştir. Bu tabloların arta kalanlarını bilinçsiz kullanımından
ötürü yetkililer Bursa Arkeoloji Müzesinde korumaya almışlardır.
Ayos Yannis :
Cumhuriyet'ten bu yana cami olarak kullanılıyor. Çarşı Camii ya da
Saatli Camii deniliyor. 1944 zelzelesinde saat ve çan kulesinin üst
kısmı yıkılınca saatiyle anıldı.
Meryemana Kilisesi :
Yılı saptanamamış kiliselerden olup Ayvalık'ın alınışından sonra,
müştemilatından olan bir marangozhaneden çıkan yangında kül olmuştur.
İkinci Pazar yerinde (Küçük Pazar), dipte bulunuyordu. Ayvalık
Despotunun ikametgahı da oradaydı.
Ayos Yorgis :
Şimdiki Çınarlı Camii.Süslemeler, sütunlar, sütun başlıkları, bütün
kiliselerin inşasında kullanılmış sarmısak taşının özenli işlenişine
örnek bir yapıdır.
Kato Panaya Kilisesi :
Hayrettinpaşa Mahallesinde, Gazi İlköğretim Okulu avlusundadır.
Hayrettinpaşa Camii olarak ayaktadır. Ayvalık'ın kurucusu olduğu ileri
sürülen, Papaz İkonomo'nun, kimsesiz kız çocukları için yaptırdığı
kaydedilen "Kız Yetiştirme Yurdu" adlı külliyenin bir parçasıydı.
Faneromeni Kilisesi (Ayazma) : Hüsnü Uğural Stadına giden yol üzerindeki sokaktadır. İçindeki su kutsal sayılmaktadır.
Aya Triyada : 13 Nisan Caddesinde bulunuyordu. Şuan yerinde Abdulvahit Sağlam İlköğretim Okulu vardır.
Ayos Nikolaos :
Aynı yol üzerinde Aya Triyada Kilisesinden300-400 metre ileride solda
bulunuyordu. Biberli Cami adıyla ayakta fakat kullanılmamaktadır.
Ayiu Vasiliyu : İzine ve yerine rastlanamamıştır.
Alibey (Cunda) Adası Kiliseleri :
Taksiyarhis Kilisesi : 1873'te inşa edilmiştir. Rumların geleneksel olarak uyguladıkları, Bizans mimarisi stilindedir.
Aya Triyada :
1865'te yeniden inşa edildiği kaydedilmiştir. Ada'nın ilk inşa edilen
kilisesidir. Bakkal Sokağının sonundaki arsa üzerinde bulunuyordu.
Ayos Dimitriyos : Anlatılanlara göre doğuya bakan yönde, yel değirmenlerine yakın bir yerde bulunuyormuş.
Panaya Kilisesi : Bakkal Sokağının başında, iki buçuk duvarı duruyor. 1850'de ikinci kez inşa edilmiş.Ayos Pandeleymonas : Kayıtlara
göre kuzeybatıda bulunuyormuş. Alt sıradaki Ayos Nikolaos Kilisesi
gibi, denizciler tarafından azizlerin anısına inşa edilmiştir.
Ayos Nikolaos : Kuzeybatıdaydı deniliyor. Azizlerin anısına inşa edilmiş.
Ayos Yannis : Adaya
girişteki sol tepenin üzerinde dört duvarıyla duruyor. Üç denizi de
gören bir konumdadır. Buraya şimdi "Aşıklar Tepesi" deniliyor.
MANASTIRLAR
Ayvalık Manastırları :
Çamlık'ta
kavşakta, kara tarafındaki köşe arazisinde, Ayiu Nikolau Manastırı. Bir
diğer manastır da Çamlık karşısındaki adada Osmanlı Rumlarının Aya
Paraskevi Manastırı şeklinde adlandırdığı, bizlerin ise Tımarhane Adası
dediğimiz yarımadada bulunuyor.
Alibey(Cunda) Adası Manastırları :
Çamlı Manastırı :
Adanın merkezinden yaya olarak ve Pateriça yolundaki Ekşi Çeşmenin sol
yanı izlenerek, bir saatte varılabilir. Yıkık üç, dört duvarından çok
güzel bir manzaraya sahip olması özelliğidir. Denizden yüksekliği 195
metredir.
Leka Panaya Manastırı :
Koruyan Meryem Manastırı olarak da anılır. Ayvalık'ın Dalyan Boğazından
çıkışta sağda, aynı boğazdan girişte solda zeytin ağaçlarının arasından
görünen, boğaza hakim manastırdır. Şuan restore edilip malikhane olarak
kullanılmaktadır.
Ayışığı Manastırı :
Pateriça'nın Birinci Köyü ile İkinci Köyünü geçtikten sonra 45
dakikalık bir yürüyüşle manastıra varırsınız. Söylentiye göre
kapılarına kazınmış olan 1771 ve 1795 tarihleri onarım tarihlerinden
ibaretmiş. Büyük ölçüde kendine özgü yapısını günümüze kadar
koruyabilmiştir.
Ayos Apostolos Manastırı :
Alibey (Cunda) Adasına giden köprüyü geçip soldaki sahil yoluna
saptığınızda, 500 metre sonra sağ yukarıdaki küçük tepede. Dört duvarı
duran gelişi güzel bir yapı.
Tavuk Adası Manastırı :
Ada sahilinin tam karşısında Dalyan Boğazının ağzındaki ada. 120 odalı
olduğu ve bu odaların yazlıkçılara kiralandığı söyleniyor.
Güvercin Adası Manastırı :
Bu ada korsanların sığınağı olarak bilinir. Eski ismi Ay Yorgi olan
manastır doğa ve insan tahribatına dayanmış bir Ortaçağ yapısı.
Profit İliya Manastırı : Köprünün Ada'ya gidiş yönünde 200 metre sonra, deniz tarafında .Temel kalıntılarından çok azı yerinde duruyor.Kızlar Manastırı : Evangelistriya olarak anılan manastır yıktırılmıştır.
CAMİLER
Çamlık Camii :
Hayrettinpaşa Camii : Eski Kato Panaya Kilisesi.
Saatli Camii : Eskiden Ayos Yannis kilisesi olarak kullanılıyordu.
Çınarlı Camii : Ayos Yorgis Kilisesi olarak kullanılıyordu.
Sakarya Camii :
Şehitler Camii :
Armutçuk Camii :
Hamidiye Camii :
ADALAR
Aynı
zaman bir adalar topluluğudur Ayvalık. İrili ufaklı adaları şunlardır.
Çıplak, Yumurta (Kaşık), Büyük Güneş, Küçük Güneş, Büyük Karaada
(Akvaryum), Karaada, Lale(Soğan), Yuvarlak, Yellice(İncirli), Kamış,
Pınar (Kılavuz ya da Mosko), Taş Adası, Yelken, Yalnız, Küçük Maden,
Maden, Alibey (Cunda), Hasır, Dolap, Kutu, Balık, Yumurta (Balıkla Çiçek
arasındaki), Çiçek, Kayabaşı, Kız Adası, Poyraz, Tavuk, Güvercin.İçlerinde bir tek Alibey (Cunda) Adasında yerleşim mevcuttur.
Pateriça
Körfezine gitmek için Ada merkezine giden caddeye girmeden sağa
kıvrılan yolu izleyeceksiniz. Güvercin Adasının karşısından
geçeceksiniz. Ada üzerindeki eski bir manastır olan Ay Yorgi'nin
kalıntılarını izleyebilirsiniz.Ayvalık'ın küçük koyları bir çok kuş
türüne barınaktır. Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise yeşil,
sarı, kahverengi ve kızılın her tonunu bir arada görebilirsiniz.
Koylardaki kayaların ilginç şekilleri ve renkleri ilginiz çekebilir.Yat
turları Cumhuriyet Meydanından yazın her gün yolcu alarak birbirinden
güzel adaları ve koyları gezdirmektedir.
TAŞ BİNALAR
Eski
taş evleri Osmanlı döneminde şekillenmiş kent dokusu, dar ve kıvrımlı
sokakları, cumbalı evleri ve konakları Ayvalık'ı diğer kentlerden ayıran
onu farklı kılan en temel özelliğidir. Tarihi taş evleri rengarenk
işlemeleriyle her sokakta görebilirsiniz. Cumbaları, dökme demir balkon
korkulukları, pencere kafesleri, ahşap ya da kesme taş işçiliği,
birbirinden güzel oymalarla süslenmiş balkon ayakları üzerindeki
motifler izlemeye değer güzelliktedir.
Kışın sıcağı, yazınsa soğuğu muhafaza etmesinin yanı sıra depreme dayanıklılığıyla da ünlüdür taş binalar...
Geçmişin
izlerini taşıyan tarihi taş evleri, birbirinden güzel oymalarla
süslenmiş balkon ayakları ve üzerindeki motifleri her sokakta
görebilirsiniz.
KÜLTÜR MERKEZLERİ
Amfi
Tiyatro, İsmet İnönü Kültür Merkezi, Alibey Kültür Merkezi, Belediye
Sanat Galerisi gibi merkezlerle ilgili herhangi bir sergi, düğün,
söyleşi, konser, panel yapılması ile ilgili bilgileri Halkla İlişkiler
Müdürlüğünden alabilirsiniz. Telefon irtibat için 266 312 10 21-22-23
'ten 24'ü tuşlayabilirsiniz, email ile ulaşmak için
halklailiskiler@ayvalik.bel.tr adresini kullanabilirsiniz.
AYVALIK MUTFAĞI
Ayvalık
Mutfağı başta zeytinyağı olmak üzere, deniz ürünleri ve kentin yöresine
has yetişen çeşitli otlarından oluşur. Geçmişten bugüne yaşatılan
gelenekçi Türk yemeklerine birde Rum Mutfağı eklenmesiyle bu lezzet
ortaya çıkmıştır. Zeytin ve zeytinyağının yanısıra meşhur Ayvalık Tostu
da kaşarlı, sucuklu, sosisli ve karışık çeşitleriyle bu mutfakta yerini
alır. Mayonez, ketçap, domates, turşu ve tercihe göre karışık rus
salatası ile süslenir. İmalatı Ayvalık fırınlarına has olan ekmekleri
şehir dışına dahi gönderiliyor. Bunun yanısıra Lor Tatlısı,Lor Peyniri,
Girit Leblebisi.
Papalina adanın özel balığıdır. Lokantalardaki
vazgeçilmez mezelerdendir. Mezgit türü olan ilçe sakinlerinin Bakalaros
dedikleri balıktan buğulama yapılır. Ahtopotu her zaman bulabilirsiniz.
Aslında bir çorba balığı olan İskorpitin de buğulaması yapılıyor.
Ihlamur soslu sübye yumurtası deniz mahsüllerinden elde edilen adaya
özgü bir yemektir. Ekşi tadıyla radika, kabak çiçeği dolması, istifno,
deniz börülcesi, hardal otu, turp otu önemli mezelerdendir.
Kabuklulardan kidonya,bangoli ve akivades Ayvalık'ın midye türleridir.
Ayvalık Mutfağının yemeklerinden bazıları şöyledir :
Çurlama Giritlilerden kalma bir ziyafet yemeğidir. Semizotu, patates, kabak, patlıcan, domates, maydanoz,sarımsak
ve bir kaç sap arapsaçından oluşan malzeme yığınıdır karışık bahçe otu
yemeği, doğrusu Gopez olup Ayvalık'ta Kupa olarak anılan balığın
ızgarası ve tavası iyi olur. Midilli'den göç edenlerin getirdikleri bir
köfte türü olan Ada Köftesi katkı maddesi kekiğin fazlaca konması
nedeniyle lezzetlidir. Bağırsak Dolması (Gardumi) çok değişik ve aynı
ölçüde de yapımı zor olan bir yemek. Sure, Midilli mübadillerinin
getirdiği kuzu kolundan yapılan bir yemek türüdür. Bir Girit yemeği olan
Peynirli Kabak, işaret parmağından az büyük olan kabakların
seçilmesiyle daha güzel olur. Ayak ve işkembe sarmasında süt kuzusunun
ince bağırsakları kullanılır. Temmuz - Ağustos aylarında bulunan Mühliye
adındaki bitkinin yapraklarından yapılan yemektir. Mühliye yemeği için
yarım kiloda kemiksiz kuzu yada koyun eti gerekir. Kabak çiçeği dolması
aslında bir ev yemeği olsa da lokantalarda meze olarakta müşterilere
ikram edilir. Turp haşlaması ise havuç gibi ince uzun olan turp
türleriyle yapılır. Yaprakları da kullanılabilir. Balıklı bamya seçilen
az kılçıklı balıklar ile ile yapılır. Sarıkulak Kefal, Çipura,
Bakalaros, Sarpa gibi...Sarmaşık (Avronyes) ve Kuşkonmaz (Asfaraca) 'ın
ikisi de bahar ayları bitkileridir. Yumurtalı ya da su ve zeytinyağıyla
pişirip birazda sirke katılarak da yenir. Kuzu etli arapsaçı, kemiksiz
kuzu eti kavrulduktan sonra arapsaçları az su katılarak pişirilmesiyle
olur. Nohutlu Bakalaros, Folyoda Ahtapot, Kabak Böreği ve daha niceleri
Ayvalık Mutfağının belirginleşmesini sağlayan yemeklerdir.