Bursa ve çevresi, çok eski yıllardan bu yana büyük kültürlerin beşiği
olmuştur. Bulunduğu alan ve Asya ile Avrupa arasındaki bir bölgede olması
nedeniyle hem Asya, hem de Avrupa kültüründen etkilenen Bursa'da Hitit, Lidya,
Frigya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürleri izler bırakmıştır.
Tarih içinde, Bithynia ve Mysia bölgeleri içinde kalan kentin çevresinde Nikaia
/ Nicea (İznik), Cius / Kius (Gemlik), Apameia (Mudanya), Apollonia (Gölyazı),
Miletapolis (Mustafakemalpaşa), Kalchedon (Kadıköy), Nicomedia (İzmit),
Antiocheia (Yalova) şehirleri yer almaktaydı. Antik yazar Strabon; Bithynia
sınırlarının doğuda Sangarios (Sakarya) nehri boyunca, kuzeyde Byzantion
(İstanbul) ve Kalchedon (Kadıköy), batıda Parapontis (Marmara denizi), güneyde
Mysia ve Hellepontus Phrygiri'ası ile sınırlandığını belirtmektedir.
Bursa'nın tarihi geçmişi Neolitik (M.Ö. 8000-5000-Cilalı Taş Devri), Kalkolitik
(M.Ö. 5500-3000-Bakır-Taş Devri) dönemlere kadar inmektedir. İznik gölü
çevresinde Tepecik, Söğücek ve Mekece yörelerinde Neolitik, Sölöz'de Kalkolitik
Çağa, Orhangazi, Ilıpınar'da Neolitik ve Kalkolitik Çağlara, İnegöl şehir
merkezinde "İnegöl Höyüğünde" Troia I-Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2500) ile Çağdaş
yerleşimlere rastlanılmıştır. İznik, İnegöl ve Yenişehir ovalarında yapılan
yüzey araştırmalarında ise tarihinin Eski Tunç çağına kadar indiği tespit
edilmiştir.
M.Ö. 1700-1200 tarihleri arasında Anadolu'da Hitit hakimiyeti görülür. M.Ö.1200'lerde
Trakya üzerinden Anadolu'ya gelen göçler neticesinde yıkılan Hitit imparatorluğu
M.Ö. 9-6. Yüzyılları arasında Anadolu'nun Güney ve Güneydoğu bölgelerinde
çeşitli Geç Hitit Beylikleri adı altında yaşamlarını sürdürmüşlerdir.
Hitit'lerin Bithynia ve Mysia bölgelerine kadar yayıldıkları düşünülmektedir.
Hitit devletinin yıkılması ile Batı Anadolu'da Frig (M.Ö. 750-546/300)
hakimiyeti görülür. Aynı tarihlerde Doğu Anadolu bölgesinde maden ticaretini
elinde tutan Urartu'lar yaşamaktaydı. Trakya üzerinden Anadolu'ya giren Frigler
önce Marmara denizinin güney ve güney doğusunda yerleşmişlerdir. Bursa ve
çevresinin de Frigler tarafından iskan edildiği varsayılmaktadır. Frigler,
Trakya üzerinden gelen yoğun göç dalgaları sonucu Orta Anadolu'ya kayarak
Gordion'u başkent yaparlar.
Batı Anadolu'da ise Lidya (M.Ö. 700-300) uygarlığı varlığını sürdürmekteydi.
Lidya krallığını yıkan Persler (M.Ö. 545-333), bütün Anadolu'ya yayılarak Bursa
ve çevresine de hakim olurlar. Bu dönemde Daskyleion (Bandırma-Ergili)'da Pers
Satraplığı bulunmaktaydı. Persler'in Anadolu'daki ikiyüzyıllık hakimiyeti Büyük
İskender'in M.Ö. 333'de Pers kralı Darius'u yenmesine kadar devam etmiştir.
Persler'in baskısı Batı Anadolu şehirlerinin ayaklanmasına neden olmuştur. Bu
ayaklanma içinde Bithynia bölgesi şehirleri de yer almaktaydı. Bithynia bölgesi
halkı M.Ö. VII yüzyılda Trakya'dan göç eden Bityn ve Tyni kavimlerinin bu
bölgeye yerleşmesi ile meydana gelmiştir. Bithynia bölgesi kral I. Nikomedes (M.Ö.
279-250) zamanında en saygın krallık haline gelmiştir. Krallık IV. Nikomedes
döneminde M.Ö. 74 tarihinde Roma imparatorluğuna bağlanmıştır.
Bursa ve civarı önceleri Bithynia olarak anılmaktaydı. Bithynia'nın en eski
halkı Bebryk, Migdones ve Mariandini'lerdi. Avrupa'dan gelen Bithyn'ler adlarını
tarihten sildikleri Bebryk'lerin yerine yerleşmişlerdir. Bugün Anadolu' nun en
eski halkının M.Ö. VII yüzyılda göç eden Bithynia'lılar olduğu kabul görmüştür.
Sonra da Mysia'lılar gelmiştir.
Adını Bithynia kralı 1. Prusias'dan alan Bursa ve çevresi çok eski çağlardan
beri yerleşimlere sahne olmuştur. 1942 yılında Alman Arkeologlarca İnegöl
höyüğünde gerçekleştirilen kazılarda höyüğün; en alt tabakalarındaki
buluntuların Troya I, daha üst tabakalarındaki buluntuların ise Bozüyük ve
Demircihöyük ile çağdaş olabileceği ortaya çıkmıştır. 1948'de İznik gölünün
kuzeyinde yapılan yüzey araştırmalarında taş devirlerinde kurulduğu anlaşılan
bazı höyükler saptanmıştır. 1955'de yapılan bir başka araştırmada pretohistorik
(yazılı tarih öncesine geçiş dönemi) kalkolitik (bakır-taş çağı) buluntularına
rastlanmıştır. Aynı yörede son kalkolitik ve erken Tunç Çağı'nın preklasik Lydia
çanak çömlekleri elde edilmiştir.
Orhangazi ilçesi yakınlarındaki Ilıpınar höyüğünde 1986 yılından bu yana yapılan
kazı çalışmalarında üst üste altı-yedi yerleşim alanı saptanırken, bu höyüğün
yakınlarındaki Hacılartepe höyüğünün taş devrinden kalma bir yerleşim alanı
olduğu belirlenmiştir. M.Ö. V. Yüzyılda yazılan Herodot tarihinde Kius/Gemlik,
Bursa ve çevresinde var olan ve Argonotların kolonisi olan tek kenttir. Kius/Gemlik'in
kuruluşu M.Ö. XII yüzyıla kadar çıkar. Apemea/Mudanya kentinin ise M.Ö. X.
yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Uluabat gölü üzerindeki Apollonia/Gölyazı
yerleşiminin de M.Ö. VI. yüzyıldan önce kurulduğu sanılmaktadır.
Krezus/Kroisos (M.Ö. 561-546) tarafından Lidyalıların egemenliğine sokulan Bursa
bölgesi daha sonra bir süre Pers/İran egemenliğine girmiş ve bu savaşlar
sırasında tahrip olmuştur. Kadıköy' de kurulan Chalchedon Cumhuriyeti, Bursa ve
civarını saldırılarla tahrip etmiştir. Dedaldes, İranlılara karşı savaşarak bir
bakıma bağımsız bir Bithynia Devleti kurmuştur. Dedaldes'in oğlu Boritas ve onun
oğlu Bas/Byas (M.Ö. 378-328) Bithynia krallığının ilk kralı sayılmaktadır.
M.Ö. III. Yüzyılda Mudanya'da Myrleia/Apameia kenti, M.Ö. II. Yüzyılda
Mustafakemalpaşa yakınlarındaki Melde tepesinde antik Miletopolis kenti, 356
yılında Orhangazi'de Basilinopolis kenti kurulmuştur. Tüm bu antik kentlerin
dışında, İznik gölünün güneyinde bugünkü Sölöz köyünde Pythopolis, Yenişehir' de
Otroia, Orhaneli' de Adriani, Karacabey' de Kremastis, Eşkel'de Dasklium,
Çekirge' de Plai, Kurşunlu'da Brillos gibi ikinci derece önemde olan yerleşimler
de vardır. Bölgenin bir diğer önemli kenti de Nicea/İznik' tir. M.Ö. V.
Yüzyıldan önce kurulan ve Helikore adını taşıyan İznik, M.Ö. 316 yılın da işgal
edilip Yunan kolonisi olmuştur.
M.Ö. I. yüzyılda yaşayan Strabon'un ünlü coğrafyasında Bursa kenti ile ilgili en
eski bilgi şu şekilde yer alır; "Prusa, 'Mysia Olympos'u eteklerinde kurulmuş ve
iyi yönetilen bir kenttir. Frigyalılar ve Mysialılar ile sınır komşusu olan bu
kent, Kroisos'a karşı savaşan Prusias tarafından kurulmuştur". V.yüzyılda
yaşamış Yunan coğrafyacısı Bizantion'lu Etien'e göre de Bursa; Cyrus ile çağdaşı
olan kral Prusias döneminde kurulmuştur. Bursa, Bithynia kralı I. Prusias (M.Ö.
232-192) döneminde kent statüsüne yükseltilip çevresi surlarla çevrilmiştir.
Roma ile yaptığı savaşı kaybeden Kartaca Kralı Hannibal, askerleriyle birlikte
sığındığı I. Prusias tarafından büyük itibar görmüş ve krala minnettarlığının
belirtisi olarak M.Ö. 185' de Bursa kentini kurmuş, bu nedenle de kente Prusa
adı verilmiştir. Bursa'nın kuruluşuyla ilgili bu en eski bilgi M.Ö. II.-III.
yüzyılda yaşamış Plinius'a aittir. Ancak, yöreye ait kesin bilgiler M.Ö.
700'lere dayanmaktadır. Homeros bölgeden Mysia olarak söz etmektedir. Günümüzde
ise Bursa yöresinde Mysia yerleşmelerini anımsatan iki yerleşim bulunmaktadır:
Misi (Gümüştepe) ve Misebolu (Aydınpınar).
Prusia adı zamanla Prusa, sonra da Bursa'ya dönüşmüştür. Bithynia Krallığı ile
Bergama Krallığı arasındaki savaşlar neticesinde zayıflayan Krallık, M.Ö. 74'te
Roma İmparatorluğu tarafından gönderilen Proconsul'lerce (Eyalet Valisi)
yönetilen bir Asya Eyaleti haline gelmiştir.
Bursa M.S. 3851326 yılları arasında ise Bizans dönemini yaşamıştır. M.S.
555'lerde bölgede ipek üretimine başlanmış ve doğal sıcak suları nedeniyle küçük
bir kaplıca kenti kurulmuştur.
Osmanlılar Bursa'yı aldıklarında kent sadece hisar içinden ibarettir. Fetih
sırasında uzun süren kuşatmalar esnasında Bursa çevresinde mahalleler kurulmuş,
Orhan Gazi, adına bir külliye yaptırmıştır. Surlar dışında mevcut yerleşmeye
yakın, hâkim noktalarda cami, hamam, imarethane, darüşşifa, medrese gibi kamu
yapıları inşa edilerek bu külliyelerin çevrelerinde konut alanları yaratılmış ve
böylece bir yerleşme geleneği başlamıştır.
Bursa'da yapılan anıtlar içinde en büyük payı cami ve mescitler oluşturur. II.
Murat da dahil olmak üzere ilk Osmanlı Sultanlarının eserlerinin büyük çoğunluğu
Bursa'da yapılmıştır. Bu nedenle Osmanlıların ilk devirlerine özgü mescit ve
cami yapımı Bursa'da gelişmiştir. Kanatlı veya "Ters T" planlı camiler olarak
adlandırılan bu yapılar, adeta Bursa ile özdeşleşmiştir.
Orhan Gazi'nin şehrin doğusuna yaptırdığı külliyeye karşın Sultan I. Murat,
Çekirge'de yaptırdığı külliye ile şehrin batıya gelişimini hedeflemiştir. Kentin
ana merkezini Ulucami ve Kapalıçarşı belirler. Bu bölgenin özelliği günümüze
kadar değişmeden gelmiştir. Bursa'daki mescit ve camiler, sadece ibadet için
değil, mahallenin birer meclis binası olarak da kullanılmıştır. Yeşil caminin
XIV. yüzyılda hükümet binası olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Osmanlı İmparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere göre Bursa,
büyük gelişmeler göstermiş, bir çok mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış
medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuş, canlı bir ticaret şehridir. Osman
Gazi zamanında 11, Orhan Gazi zamanında 130, l. Murad döneminde 66 ve Yıldırım
Bayezid döneminde 111 anıt yapı yapılmıştır. Yapılan bu anıtların da 140'ı cami
veya mescit, 30'u medrese, 7'si okul, 5'i han, 2' si kervansaray, 45'i hamam,
27' si türbe, 3'ü köprü, 5'i kale, 17'si imaret, 6'sı saray, 24'ü zaviyedir. Bu
dönemdeki anıtların çok büyük bölümü de Bursa ve ilçelerinde yapılmıştır ve
büyük çoğunluğu dinsel yapıtlardır.
1390 yılında Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan ve Osmanlı Devletinin ilk
hastanesi olarak kabul edilen Yıldırım Darüşşifası, 1399 yılında Yıldırım
Bayezid tarafından yaptırılan, Evliya Çelebi'ye göre Bursa'nın Ayasofya'sı olan
20 kubbeli Ulucami, 1421 yılında Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılan ve
Bursa'nın en değerli anıtsal yapısı olan Yeşil Türbe, 1425 yılında Sultan II.
Murat tarafından yaptırılan "Bursa kemerli" ve "Ters T" planlı Muradiye Camii,
XV. yüzyılın başında Yıldırım Bayezid'in kızı ve Emirsultan' ın eşi Hundi Fatma
Hatun tarafından yaptırılan, Bursa camileri içerisinde en geniş ve en güzel
avlusu olan Emirsultan Camii, Bursa'nın mekânsal gelişimini etkileyen ve geçmişi
günümüze taşıyan sanat eserleridir.
1900'lü yıllarda Bursa'da 253 türbe belirlenirken; bugün 45'i türbe, 19'u
yapısız toplam 64 kadar türbe ayakta kalabilmiştir. Bursa tarih boyunca önemli
bir ticaret kenti idi. Han ve bedestenler birer ticaret merkezi görevi
üstlenirlerdi. Çin'in, Orta Asya' nın ve İran'ın ham ipeğini, baharatını, cam ve
porselenlerini, sanatını batıya taşıyan kervanlar, hanlar bölgesinde konaklayıp,
mal bırakır ve Bursa ipeklisini yükleyerek dönerlerdi.
Floransa, Venedik ve Lofça ile birlikte dünyadaki 4 çarşı köprüden biri olan ve
üzerinde 30 dükkânın bulunduğu Irgandı köprüsü, 1442 yılında yapılmıştır. Bursa'
da yapılan 25 kadar handan bugün 13 tanesi ayakta kalabilmiştir.
Bursa, 1453'te İstanbul'un fethine değin Osmanlı'nın kuruluş dönemindeki başkent
konumunu korumuş ve sürekli gelişmiştir. Ancak Edirne'nin Murat Hüdavendigar
zamanında başkent olması ve Osmanlı Ordusu'nun Rumeli'ye geçerek tutunmasından
sonra; Bursa ümeranın ve Türkmen akıncılarının gaza üssü olmaktan uzaklaşmış,
giderek önemini yitirmeye başlamıştır. Bununla beraber, gerek ekonomik
gelişmesi, gerekse Anadolu seferleri için zorunlu bir merkez üs niteliğini
koruması açısından geleneksel başkent sayılma konumunu sürdürmüştür.
İstanbul'un fethi ile Bursa Marmara Bölgesi'nde çarşı, pazar ve hanları ile
önemli bir ticaret merkezi; medreseleri ile kültür şehri olarak önemini devam
ettirmiştir.
Osmanlı Dönemi Bursa'sı kaplıcalar açısından da zengin bir kenttir. Kaplıcalarla
ilgili en erken bilgi M.S. 82 yılına kadar iner. Bursa hamamlarının Türklerden
önce Romalılarca yapıldığı yazılı belgelerde yer almaktadır. 1927 yılında
Bursa'da 50 hamam varken, günümüzde ancak 37 tarihi hamam ayakta kalabilmiştir.
1839'da Bursa, Hüdavendigar Vilayeti'nin merkezi olurken Bilecik, Kütahya,
Karesi (Balıkesir), Karahisar (Afyon) ise bağlı sancaklardır.
8 Temmuz 1920'de Bursa'nın Yunanlılar tarafından işgalinden sonra,
11 Eylül 1922'de yeniden Türk egemenliğine geçmiştir. 29 Ekim 1923'te
ilan edilen Cumhuriyet ile birlikte Bursa şehri kültür, sanayi ve tarım
merkezi olarak gelişmesini sürdürmüştür.
Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına başlanan şehirde,
1960'lı yıllardan itibaren sanayinin önemi artmış, kentin nüfus ve
kentsel gelişimi hızlı bir değişime uğramıştır. Coğrafi konumu,
tarımsal, ticari ve sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin
çekiciliğini her dönem korumasını sağlamaktadır.
Hızlı sanayileşme, göç ve nüfus artışı beraberinde çevre kirliliği,
kaçak yapılaşma, işsizlik, suç oranının artması gibi dünyanın büyük
metropollerine özgü birçok kentsel sorunu da doğurmuştur. Bu sorunlarla
mücadele etmek için 1990'larda başlayan bir hareketle yerel, ulusal ve
uluslararası kaynaklardan yararlanarak içme suyu, kanalizasyon, ulaşım,
eğitim, çevre kirliliği, güvenlik, sağlık ve istihdam gibi konularda
önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Sivil toplum örgütleri, özel
sektör, üniversite ve vatandaşların giderek artan duyarlığına cevap
verebilmek için yeni parklar, binalar, kültür merkezleri, çevresel
yatırımlar ve kentsel düzenlemeler yapılmaktadır.
1 Ekim 1925'te temeli atılan Bursa Dokumacılık Fabrikası (İpekiş) 1927
yılında hizmete açılmıştır. İpekiş, Kültürpark'ın bitişiğinde 32 dönüm
arazi içinde, tarihi binalarıyla müze gibi bir kuruluştur. Bursa
yöresinde koza üretiminin ve ipekböcekçiliğinin teşviki amacıyla Mustafa
Kemal Atatürk'ün talimatıyla İş Bankası tarafından
yaptırılmıştır. 1940larda Yün-iş ile birleşen İpekiş, 1991'de
özelleştirilmiştir. Tarman Grup adlı özel sermaye grubu tarafından
işletilmektedir.
1933 - 1937 yılları arasında uygulanan 1. Beş Yıllık Sanayi
Planı'nda tekstil, kendir-kesen, demir-çelik, porselen-çini, klor, suni
ipek, selüloz ve kağıt tesisleri, şeker, süngercilik ve gül sanayileri
gibi alanlar yer almıştır. Bu kapsamda, 1938 yılında Bursa Merinos
Fabrikası ve Gemlik Sunğipek Fabrikası kurulmuştur.
Sümerbank Merinos Yünlü Sanayi Dokuma Fabrikası, Türk ekonomi tarihinin
simgelerinden birisi haline gelmiş tekstil fabrikasıdır. İsmet İnönü
tarafından 28 Kasım 1935'te temeli atılan fabrika 2 Şubat 1938 günü
Atatürk tarafından işletmeye açılmış ve Türk sanayisinin en büyük
fabrikalarından birisi olmuştur. Ülke tekstilinde Sümerbank iplik
üniversitesi olarak tanımlanırken, Merinos'a da Yünlü Fakültesi
yakıştırması yapılmıştır. Kapatılana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri için
giysi üretimi yapmaya devam eden Merinos, 2004 yılında Özelleştirme
Yüksek Kurulu tarafından kapatılmıştır. 2004 yılında fabrikanın arazisi
ve üzerindeki gayri menkuller ücretsiz olarak Bursa Büyükşehir
Belediyesi'ne tahsis edilmiştir.
Günümüzde Merinos Kentsel Dönüşüm Projesi adı verilen bir projeyle
Merinos tesislerini yeniden kente kazandırmak için çalışmalar
sürmektedir. Proje, açık arazinin Merinos Kültür Parkı adıyla yeşil saha
olarak düzenlenmesini; Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi adıyla İstanbul
Lütfü Kırdar Kongre Sarayından daha büyük bir kongre merkezi inşasını;
bölgede Ulusal Tekstil Müzesi, Modern Sanat Müzesi ve Spor Müzesi
oluşturulmasını içeriyor. Projeye göre Merinos Tesisleri'nin müdür evi,
iplik işletmesi, tabldot salonu, su kulesi, soğutma kulesi, puantörlük
yapıları korunacak.
1935 yılında Gemlik'te temeli atılan ve 1938 yılında hizmete açılan
Sunğipek Viskon ve Selefon Fabrikası, zamanla teknolojinin eskimesi
sonucu üretimini durdurmuş, 1997 yılında özelleştirme kapsamında Sümer
Holding bünyesinde satışa sunulmuş, 1998'de Tekel'e devredilmiştir. 2002
yılında da, 293 dönümlük araszisi Uludağ Üniversitesi'ne devredilmiştir.
2006 yılında, Asım Kocabıyık Kültür Eğitim Vakfının katkılarıyla Gemlik
Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu olarak faaliyet göstermeye
başlamıştır.
Cumhuriyet döneminde ulaşım ağı da yaygınlaştırılmış, yabancı
şirketilerin yönetiminde bulunan demiryolları devletleştirilmiş ve yeni
demiryolları yapılmıştır. Bu kapsamda, 1931 yılında Mudanya - Bursa
hattı, satınalma yolu ile devletleştirilmiştir.
Bursa'da gezilecek yerleri aşağıdaki sıralayabiliriz ;Atatürk Müzesi: Atatürk’ün kaldığı Çelik Palas oteli, Çekirge caddesi
üzerinde bulunmaktadır. Otelin yanında bulunan müzede Atatürk’ün
kaldığı zamanlarda kullandığı eşyalar ve fotoğrafları sergilenmektedir.
Osmanlı Evi Müzesi: Osmanlı Evi Müzesi ahşap bir binadır. 17. yüzyıl
süslemelerinin karakteristik özellikleri gösterir. Muradiye semtinde,
II.Murat Külliyesi’nin karşısındadır.
Türk İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese): 1414-1424 yıllarında
Mimar Hacı İvaz tarafından yaptırılmıştır. Yeşil Medrese Bursa merkezde
Külliyesi ile birlikte bulunur.
Arkeoloji Müzesi: İÖ, 3000 Yılında, Bizans döneminin sonrarında
kullanılan eserler sergilenmektedir. Kültür parkta bulunan müzede
Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunan eserlerde sergilenmektedir.
Ulu Camii: 1396, 1400 yılları arasında Sultan Yıldırım Beyazid
tarafından yaptırılmıştır. Ulu camii’nin kuzey cephesinin
köşelerine,üzeri tuğlalarla örülmüş iki minare yapılmıştır. Bu
minarelerin kaidesi mermerden yapılmıştır.
Orhan bey Camii: Osmanlı Sultanlarından Orhan Bey tarafından, 1339 yılında yaptırılmıştır.
Yıldırım Camii: 1390′lı yıllar zamanında yapılan camii’yi, Yıldırım Beyazid yaptırmıştır. Camii Bursa’da bulunmaktadır.
Muradiye(II.Murat)Camii: Camii muradiyede bulunmaktadır. Sultan II.Murat 1424 ile 1426 yılları arasında yaptırmıştır.
Yeşil Cami: Çelebi Sultan Mehmet tarafından, 1414, 1424 yıllarında
yaptırılmıştır. Yeşil ismini süslemesinde kullanılmış olan, Firuze ve
Çinilerden almıştır.
Geruş Sinagogu: Arap Şükrü sokağında bulunan sinagog, 16.yüzyılda inşa ettirilmiştir.
Türbeler: Hamzabey Türbesi, Şehzade Mustafa Türbesi, Hatuniye
Türbesi, Yeşil Türbe, Cem Sultan Türbesi, Mükrime Hatun Türbesi, Emir
Sultan Türbesi, Yıldırım Türbesi, Orhan GaziTürbesi, Kara Mustafa Paşa Türbesi, Osman Gazi Türbesi, Şehzade Mahmut Türbesi.
Ulubat Gölü (Apolyont): Bursa, İzmir anayolunun yanında Ulubat Gölü bulunmaktadır.
Uludağ: Günlük etkinlikler, trekking ve kampçılık yapmak isteyenler
için gidilebilecek olan Uludağ, Bursa’nın 36 kilometre güneyinde yer
alır.
Cumalıkızık Evleri: Bursa’nın doğusunda yer alan Cumalıkızık Evleri,
Osmanlı döneminin konut dokusunu günümüze kadar taşımıştır. Toplam 270
tane evden oluşur, evlerin bazılarında koruma ve restorasyon çalışmaları
yapılmıştır. 180 tane evde hala oturulmaktadır.
Karaçay Deltası: Önemli bir kuş alanı olan delta, Marmara denizinin güney kıyısında bulunur.
Bayramdere Ayı Koruma Bölgesi: Dünya’daki tek ayı rehabilitasyon alanı, Bayramdere yöresinde bulunmaktadır.
Bursa'nın ünlü İskender Kebabı hazır. Yemek
olmadığı için dönerin pişmesi bekleniyor. Haftasonu talep çok
olduğundan, sırada bekleniyor.
Isıtılmış tabakta gelen kebabın yağı donmaması için hızlı yenen bir
yemek sayılabilir. Bir veya bir buçuk porsiyon uzun kayık tabakta servis
edilirken kesilmiş pide üzerindeki kebabın renk lezzet armonisi domates
ve biberle tamamlanıyor. Kenarına konan yoğurt Uludağ'ın karlarını
anımsatsa da üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilince içiniz ısınıyor.
Kebabın yanına en uygunu ayran, şıra, soda, kola. Niye içki içilemez mi
diye soran olduysa eğer, içki soğuk ve uzun sürede tüketildiği, İskender
kebap soğuyunca lezzeti kaçtığı için hızlı yenen yemekle yavaş içilen
içki bağdaşmadığından kebapla içki içilmiyor.
"Tatlı olarak ne var?" derseniz, Bursa'nın kestane şekeri de çok ünlü.
Heykel yakınlarındaki Kafkas'ın kestane şekerleri, çikolatalısı, sadesi, tatlısı gibi çeşitleri bulunuyor.
1930 yılından bu yana lezzeti ve ismiyle efsane haline gelmiş olan
Uludağ gazozları değişmeyen tadıyla Bursa'nın ünlü markalarından biri
olmayı başarmış.Geçmiş yıllarda yazlık sinemaların vazgeçilmezlerinden
biri olarak içenleri serinleten gazoz, okul yıllarında talebelerin de en
sevdikleri içeceklerden olmasıyla hafızalarda tat anıları bırakmış. Çay
bahçelerinde tahta masalar etrafında oturulup, koyu sohbetlerde, ağır
yemeklerin hazmettirici ilacı olarak içilirken keyiflere keyif katan
Uludağ gazozu, yudumlarla günümüzde bile sevenlere nostalji yaşatıyor.