Didim,
Ege Bölgesi kıyısında, Büyük Menderes Nehrinin
denize döküldüğü yerden başlayarak, güneyde Aydın-Muğla il sınırına (Akbük
Körfezi) kadar uzanan bir kıyı bölgesidir.
Bölgenin batısında Didim
Yerleşimleri ile Altınkum, doğusunda ise
Akbük körfezi yer almaktadır.
Büyük Menderes nehrinin denize
döküldüğü yere antik çağlarda Miletos ismi verilmiştir.Burası Didim’in 25
km. kuzeyindedir.
Didim’in çevre ile ulaşımı karayolları
ile sağlanmaktadır. Şehir Merkezi
Aydın’a 103 km, İzmir’e 173
km, Başkent Ankara’ya 700
km, Söke’ye 55 km ve
Milas’a 80 km. uzaklıktadır.
Yüzölçümü 11.000 hektar olan Didim’de
arazi, genellikle, Akdeniz’e özgü maki bitki örtüsüyle kaplıdır. Kimi
yerleri eğimli, kimi yerleri düz olan arazinin toprak yapısı killi ve
taşlıdır.
2.900 hektar yerleşim alanı, 60 km.kıyı bandı, 13 km.
lik plajı bulunan bu tatil beldesinin kıyıları irili ufaklı sayısızca
koylarla çevrelenmiştir.
Berrak Denizi, güneşi ve altın sarısı incecik kumları ile bütünleşen
plajları tarifsiz bir güzelliği sergiler. İşte bu yüzden Didim, çevresinde
deniz imkanları olmayan yerli ve yabancı insanların 2. konut ihtiyacına
cevap verdiği gibi, çoğunlukla İngiltere’den gelen yabancı turistlerin tatil
yöresidir.
Denizle
doğanın, doğa ile tarihin birleştiği Didim, Aydın’ın turizm alanında iki
büyük ilçesinden biridir.
Kuzeyi Söke Ovası,
Kuzey Doğusu Bafa Gölü, Güneyi, Batısı ve Doğusu
Ege Denizi ile çevrili olan Didim bir yarımada
görünümündedir.
Yüzölçümü 402 km'dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 37.395
kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 5 köy bulunmaktadır. Plajları ve
marinası ile Ege Bölgesi'nin tüm güzelliğini yansıtmaktadır.
DIDYMA, Anadolu kıyılarına Heilen göçleri öncesi çağdan kalma bir addır.Anadolu
toplumlarının dilinden gelme, ''ma'' bitişli başka tarihsel kent
adlarına da rastlanır: Karia'daki Idyma, Loryma, Lykia'daki Sydma vb.
gibi... Ancak, Didyma adının eski Hellen dilindeki didymoi (ikizler)
sözcüğüne çok benzemesi, bu adın Apollon ile Artemis'i anlatmakta olduğu
zannına yol açmıştır. Bu yüzden, bazı ilkçağ yazarlarında Didyma yerine
didymoi dendiğini görüyoruz.Didyma'ya günümüzde Akköy-Altınkum asfalt yolundan gidilir. Bu yer, Miletos kalıntılarının 19, Akköy'ün 14 km. güneyindedir.
Didyma,
bir kent değil, Klaros gibi yalnızca bir tapınak yeri idi; Miletos
topraklarındaydı ve tapınak rahibi, bu kentin önemli bir kamu görevlisi
sayılıyordu. Söz konusu yerin, daha Hellen göçleri öncesinde yöre
halkınca kutsal diye bilindiğini Pausanias söylüyor.Demek ki Hellenler
Anadolu nun nice yerinden olduğu gibi burada da yerlilerin tapkısını
kendi inançları ile karıştırıp bağdaştırarak benimsememiştir. Didyma
Apollon Tapınağının kahinatları ise şimdi akyeni köy ün olduğu yerdeki
ASSESON kutsal kampüsünde yetiştirilmiştir .Didyma da bulunmuş en eski
yazılar MÖ.500 dolaylarından kalma dır. O sırada belkide çok eskiden
beri tapınak rahipliği görevini Brankhidai adlı bir aile yürütüyordu;
hatta bu yüzden Didiyma yerine Brankhidai denildiğide oluyordu. Bu
dönemdeki tapınağın mimari biçimi üzerine hemen hemen hiçbir şey
bilinmiyor .Önceden tapınağa karadan yol yoktu.
Panormos
limanından tapınağa giden yola Kutsal Yol denmekteydi ve bunun iki
yanında akraik çağ yapıtlarına özgü bir biçimde kaskatı bir duruşta
canlandırılmış işçilik oldukça özenli fakat stil farklı aslan sfenks
rahip heykelleri sıralanmıştı. Bu heykellerin çoğu 1858 yılına kadar
yerli yerinde idi. O yıl Sir Charles Newton tarafından Osmanlı
Hükümetinin izni ile alınıp İngiltere ye gönderilmişlerdir ve şimdi ne
yazık ki Brıtısh Museum'dadırlar.
Yüzyıllar
sonra,İskender in komutanlarından ve ardalarından Seleukos ;Apollon
tapkı heykelini Didyma ya geri göndertti ve şimdi kalıntıları görülen
yeni tapınağı yaptırmaya başladı .Bu sırada ilk yapılan asıl tapınağın
üstü açık olduğu için tapkı heykelinin konduğu küçük iç tapınaktır
.Çatısı bulunmayan asıl tapınağın görkemli dış duvarlarının ve çevre
sutunlarının yapımı yüzyıllarca sürmüştür .Yapım işleri henüz tümü ile
bitmiş değilken,örneğin sütunlardan bir çoğuna henüz yiv yapılmamışken
hristiyanlığın yayılması üzerine son işler tamamlanmamış tapınak öylece
yarım bırakılmıştır .
Gerçekten MÖ 395 yılında
Roma Devletinin hıristiyan imparatoru Theodosius un bir buyruğu ile her
çeşit fal bakıcılığı,kahinlik vb.işlerle boş umutlara destek olmayı
yasaklıyor ve yasağı çiğneyenleri en ağır cezaların bekleyeceğini
belirtiyordu.Artık tanrısal esinle konuşan bilicilerin ağzından geleceği
öğrenmek amacıyla Apollon tapınaklarına gidenler,orada hiç kimseyi
bulamayacaklardır. Bugün ,antik Helen-Roma dünyasının bilinen en büyük
tapınaklardan biri olan Didyma Apollon tapınağı yaklaşık günümüzden 2300
yıl önce yapılmaya başlanmıştır. Gezginlerin bazıları tatillerini
yakınlarınddaki Altınkum plajında Kuzey Akdeniz'in Ege sularında
serinleyerek bazıları da Ionia bölgesinin Priene ,Milet,Heraklia veya
İasos gibi antik kentlerini dolaşarak geçirirler.
Didim girişinde Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız
anıtı olarak niteleyebileceğimiz Didyma Apollon Tapınağı yükselir.
Tapınağın anıtsal boyutları ve benzersiz planı kadar, çok iyi bir
durumda koruna gelmesi de hayranlık uyandırmaktadır. Didim, Milet
Prienne birbirine yakin önemli antik kentler. Milet’in iyi korunmus
tiyatrosu, hamamlari ve antik kent kalintilari görülmesi gereken Didim’e
yakin antik kentlerden biri olarak geziliyor.
Prienne,
Menderes nehrinin getirdigi alüvyonlarla dolmadan önce deniz kenarinda
olup denizi yüksekten seyreden en güzel liman kentlerinden biri
sayIlIyor. Kent günümüzde konumuyla denizden uzaklassa da etkileyici
güzelligini gözler önüne sermeye devam ediyor. Didim çevresinde, 26
antik kente sahip olmasiyla ünlü Milas ilçesi, tarihi eserlere, ören
yerlerine merakli olanlar için daha bir çok seçenek sunuyor
Altınkum Didim'e gelince ne yenir? Tabiki balık.Her ne kadar Didim
Merkezi ve Altınkum sahil bölgelerinde kebabçılar çok olsa da deniz
kenarına gelince akla gelen ilk şey deniz mahsulleri olmalıdır.
Altınkum
Sahilde Kamacı Restaurant başta olmak üzere birkaç deniz mahsulleri
restaurantları vardır. İyi balık balık restaurantlarında yenir. Diğer
restaurantlar da bu hizmeti vermektedirler, fakat balık restauratlarının
yerini tutmaz.
Akbük sahilinde de balık restaurantları ve kebapçılar bulunmaktadır.Bunun
yanısıra Fast Food sevenler için sahil kenarlarında ve merkezde olmak
üzere bir çok dönerci, tostçu ve kumpir yapan firmalar vardır.Carrefour alışveriş merkezinde Burger King ve hemen onun karşısında pizza sevenlere Pizza Pizza bulunmaktadır.
Sökeden
Didim'e gelirken mutlaka Güllübahçe yolundan gelinmeli, gelirken Şelale
Restaurant'ta en azından akan suların altında bir çay içilmelidir.
Ardından Prien Antik Kentini ziyaret edebilirsiniz. Hemen ardından
büyülü taş evleriyle ünlü Doğanbey'i geçtikten sonra yolun sonunda
Karina Balık Restaurant sizleri bekler, oradan dilediğiniz balığı
gözünüzle seçtikten sonra kendinize, doğal atmosferiyle, deniz
manzarasıyla bir balık ziyafeti vermek kalmıştır.
Bafa Gölünün
Kenarlarında da birçok Restaurant ve pansiyon hizmeti veren firmalar
bulunmaktadır, yolun 11km. içerisinde Gölün kıyısındaki Selenes Pansiyon
da konaklayabilir ve havuzundan seçtiğiniz balıklardan yiyebilirsiniz,
bu bölgedeki yılan balığı meşhurdur ve tadı da çok lezizdir. Sabahleyin
harika bir köy kahvaltısı çekmek istiyorsanız burayı mutlaka
denemelisiniz.
Akköy'de Cafe Olive'e gittiğinizde köylünün yaptığı köy şarabı ve zeytinyağından bulabilirsiniz.Didim'de Apollon Tapınağının çevresinde Balık ve Kebab Restaurantları vardır, Şarap severler şarap evine uğramalılar.
Günlük
yapılan tekne turlarında eğleneceğiniz gibi bazılarında balık,
bazılarında tavuklu veya köfteli olmak üzere sizi aç bırakmayacak güzel
menüler turla birlikte ücretsiz olarak verilmektedir.