Horozları
ile ünlü Denizli zengin bir tarih ve kültüre sahiptir. Denizli,
Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis, gibi antik kentleri, kaplıcaları ve
dünyada eşi olmayan travertenlere sahip Pamukkale ile görülmesi gereken
bir turizm merkezidir.
İlçeler:
Denizli ilinin ilçeleri; Acıpayam, Akköy, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak, Çivril, Güney, Honaz, Kale, Sarayköy, Serinhisar ve Tavas'dır.
Beyağaç: İl merkezine 94 km. uzaklıkta olup ilin güneyinde yer almaktadır. Sahip olduğu
doğal güzellikleri ile gelecekte önemli bir turizm merkezi olma
yolundadır. Kartal Gölü adı ile bilinen bölgede yaşları 1265'i bulan
görülmeye değer tabiat harikası karaçamlar bulunmaktadır. Eşine az
rastlanan bu ağaçlar anıt ağaç statüsüne alınmış, bölge ise Tabiat Parkı
Koruma alanı olarak ilan edilmiştir.
Buldan: Denizli il merkezine mesafesi 46 km.dir. İlçe sınırlarında Tripolis yerleşim merkezi görülmeye değer yerlerdendir.
Güney: İlçenin güneyinde 5 km. uzaklıkta Güney Şelalesi bulunmaktadır.
Honaz: Ege bölgesinin de en yüksek noktası olan 2571 m.lik zirve ilçeye adını veren Honaz Dağı'nın doruğudur.
Sarayköy: Denizli merkeze 20 km. mesafededir. Yakın çevrede Kızıldere,
Tekke, Yenice ılıcaları vardır. İlçe sınırları içinde ayrıca İn hamamı
ılıcaları da vardır.
Diğer Bilgiler:
Denizli şehri, ilk defa bugünkü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Bu şehir M.O.( 261 - 245 ) yılları arasında, Suriye Kralı II. Antiyokustheos tarafından kurulmuş ve karısının adına izafeten LAODICIA denilmiştir. Türkler Denizli havalisini zaptettikten sonra, şehrin suyunun bol bulunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine naklettirmişlerdir.
Denizli adına, tarihi kaynaklarda başka başka isimler olarak rastlamaktayız. Selçuklu kayıtları ve Denizli mahkemesi serciye sicilleri (Ladik) ismini vermektedir. Ibni Batuta'nın seyahatnamesi (Tunguzlu) denilmektedir. Mesalikullebsar'da da (Tunguzlu) olarak kaydedilmiştir.
Timurlenk'in zafer namesini yazan, Ser afettin Zemdi (Tenguzlug) ve (Tonguzlug) gibi iki isimden bahsetmektedir. Tensiz kelimesi eski Türkçe'de Deniz demektir.
Tunguzlu ise bugünkü imlasıyla Denizli demektir. Netice olarak Denizli adi, Tunguzlu ve Tunguzlu kelimelerinin zamanla ağızdan agıza, Denizli kelimesi haline gelmesinden bugünkü seklini almıştır.
Denizli ili Ege Bölgesinde olmasına rağmen, Ege Bölgesinin iklimi tamamen görülmez. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan az da olsa iç bölgelerin iklimi hissedilir. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz düşük farklılıklar görülebilir. Denizli'de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ilik ve yağışlı geçmektedir.
Denizli, Anadolu Yarımadası'nın güneybatı, Ege Bölgesi'nin doğusunda yer almaktadır. Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumundadır. Denizli İli'nin her uç bölge üzerinde de toprakları vardır. Denizli ili 28o38' - 30o05' doğu meridyenleri (doğu uç noktası; Çivril ilçesi Gümüşsu - Gökgöl Koyu Dinar sınırında Efekli Tepe, bati uç noktası; Buldan ilçesi Alandız Koyu, Manisa - Sarıgöl sınırında Tezek tepe) 38o29' - 38o52' kuzey paralelleri (Kuzey uç noktası; Çivril Çapak Koyu, Afyon sınırında Avgan Damları mezarlığı, güney uç noktası; Çameli - Muğla sınırında Karabayır Koyu) arasında yer alır. Denizli ili doğuda Burdur, Isparta, Afyon; batıda Aydın, Manisa; güneyde Muğla; kuzeyde Uşak illeri ile komşudur. Yüzölçümü 11.868km2, denizden yükseltisi ise 428m'dir.
Denizli'de, Çivril ilçesindeki Beycesultan Höyüğü'nde yapılan kazılarda elde edilen
buluntular, yöredeki ilk yerleşim yerinin Bakır Çağı'nda (İÖ 55003500)
kurulduğunu gösterir.
İlkçağda Milyas adıyla anılan yöre Hititler'in
batı komşusu olan Arzava Krallığı'nın yönetimindeydi. İÖ 12. yüzyılda
Lidya egemenliğine giren bu topraklarda yaşayan halk Anadolu' yu ele
geçiren Persler'e karşı uzun süre direndi. Daha sonra Makedonya
Krallığı'na bağlanan yöre, Büyük İskender'in ölümünden sonra
Selevkoslar'ın yönetimine girdi. Selevkos Kralı II. Antiokhos İÖ 3.
yüzyılda karısı Laodike'nin adını vererek Laodikeia kentini kurdurdu.
Bölge daha sonra Bergama Krallığı'nın egemenliğine girdi. İÖ 190'da
Kral II. Eumenes de burada Hierapolis kentini kurdurdu. Kısa bir süre
Rodoslular'a bağlanan yöre, sonraki yüzyıllarda Araplar'ın,
Bizanslıların, Haçlılar'ın ve Selçuklular'ın eline geçti.
Germiyanoğulları ve İnançoğullan yönetiminden sonra Osmanlı Devleti'nin
topraklarına katılan Denizli yöresi, 1402'de Ankara Savaşı'nda
Yıldırım Bayezid'i yenen Timur tarafından gene Germiyanoğulları'na
verildi. 1429'da Osmanlı topraklarına katılan Denizli, 19. yüzyıl
sonlarında Aydın vilayetine bağlı bir sancak olarak yönetiliyordu.
Denizli târihî ve turistik yerler bakımından çok zengindir. Mesîre
yerleri yanında sağlığa çok faydalı kaplıcaları ile turizm sektörü için
çok müsâittir.
Denizli Kalesi: Osmanlı devrinde artık önemi
kalmadığı için ihmâl edilmiş ve yıkılmıştır. 1702 zelzelesinde 12.000
kişi ölürken kale de büyük hasar görmüştür. Arap seyyahı İbn-i Battûtâ
1332’de Denizli’ye hayran kalmıştır. Yedi câmiden bahseder.
Sultan
Murad Câmii: Honaz ilçesindedir. Kitâbesi yoktur. On beşinci asır
mîmârî özelliğini taşır. Küçük, kare plânlı ve tek kubbelidir. Günümüzde
harâbe hâlindedir.
Yazır Câmii: Acıpayam’ın Yazır köyündedir.
1801’de yapılmıştır. Ahşap tavan gül motifleri ile süslüdür. Mîmârî ve
süsleme bakımından çok değerlidir.
Savranşah Câmii: Çivril
ilçesinin Savranşah köyündedir. Kitâbesinde, 1802’de Ömer Ağa tarafından
yaptırıldığı bildirilmektedir. İç süslemeleri arasında bir câmi motifi
bulunur.
Yediler Türbesi: Denizli içindedir. İnanç Beylerine âit 7 kabir bulunur. On üçüncü asır eseridir.
Yatağan Baba Türbesi: Baklan ilçesindedir. Kitâbesi yoktur. On altıncı asır klasik Osmanlı Türbe mîmârîsi tarzında yapılmıştır.
Akhan:
Denizli-Eğridir arasında Goncalı köyündedir. Sultan İzzeddîn İkinci
Keykâvus yaptırmıştır. Taş işçiliği çok güzeldir. Beyaz mermer
levhalardan yapıldığı için Akhan denilmiştir. Gökpınar (Emir Sultan)Çayı
yanından geçer. Kervansarayda yatılacak yerler, eşyâ deposu, ahır, yem
ve saman depoları, hamam, mescit, nalbant ve semerci, koşum atölyesi
vardır.
Çardakhan Kervansarayı: Çardak ilçesindedir. 1230’da
yaptırılmıştır. Sultan hanlarının yalın süslemesiz örneklerindendir.
Günümüzde yıkık bir hâldedir.
Ahmetli Köprüsü: Sarayköy’le Buldan
arasında Ahmetli köyü yakınındadır. Yapım târihi belli değildir. Roma
veya Selçuklu eseri olduğu zannedilmektedir.
Eski Denizli
Mezarlığı: Türklerin Denizli’yi fethinden bu yana kullanılan bu mezarlık
bir târih hazînesidir. Bu mezarlıkta Denizli’yi fethederken şehid olan
Selçuklu Komutanı Mehmed Gâzi ile Haçlılara karşı savaşta şehid olan
Fatma Yıldız Hanımın mermer kabirleri vardır.
Eski târihî eser ve
harâbeler: Hierapolis:Pamukkale yakınındadır. İyonların kaplıca
şehridir. Depremde yıkılmış, M.Ö. 1900 senesinde Bergama Kralı Evmenes
yeniden inşâ ettirmiştir. M.S. 1354’te depremde yeniden yıkılmış ve terk
edilmiştir. Tapınak, tiyatro, saray ve ev harabeler hâlen ayaktadır.
Laodikela:
Türklerin “Ladik” dedikleri bu şehir, Diopolis ve Rhoas şehirlerinin
harâbeleri üzerine kurlmuştur. Şehir dâire şeklinde bir kale içindedir.
Üç giriş kapısı vardır. M.Ö. 3. asırda kurulmuştur. Şehir harâbelerinde
hamam ve tiyatro kısmen sağlamdır. Denizli’ye 6 km mesâfededir.
Selokid
soyundan Andtiokos Kralı Antiokos-II bu şehri kurarak karısının ismini
“Laodikela” vermiştir. Bu şehir harâbelerinde gizli geçitler, büyük
banyolar, pazar yeri (Agora), şehir kuzey ve güney kapısı, şehir
duvarları (sehler), su kaynağı, tiyatro, mezarlar ve heykel müzesi ile
öldürücü zehirli gazların (pulutonium) bulunduğu yerler vardır.
Tripolis: Buldan’ın Yenice köyündedir. Harâbeler içinde şehir suları, kilise, su yolları, mezar ve tiyatro hâlen bulunmaktadır.
Beyce
Sultan Höyüğü: Târih öncesi çağa âit yerleşim merkezidir. Çivril
ilçesinin Menteşe köyü yakınındadır. Burada Arzava Krallığına âit
eserler de bulunmuştur. Burada Bakırtaş (kalkolitik) devrinden son tunç
çağlarına kadar 40 kattan meydana gelen kalıntılar bulunmuştur.
Pamukkale:
Denizli’nin en çok turist çeken yeridir. Turistik tesisleri mevcuttur.
Pamukkale Kaplıcasında “radon gazı” vardır. Bu su insanı dinlendirici
özelliğe sâhiptir. Bu suda hem banyo edilebilir hem de içilebilir. 35°C
sıcaklıkta ve lezzetlidir. Topraktan fışkıran ve küçük bir göl meydana
getiren karbondioksitli ve kireçli sıcak su derin kanallarla ovaya akar
ve sonra soğur.
Pamukkale, dünyâda eşi bulunmayan bir tabiat
hâdisesidir. Binlerce seneden beri kireçli sıcak su kaynaktan
uzaklaşınca soğuyup katılaşmış ve katlar, basamaklar hâlinde
pamuktaşlarını (travertenleri)meydana getirmiştir. Denizli’ye 20 km
uzaklıktadır. Az ilerisinde İyonların kaplıca şehri olan “Hierapolis”in
harâbeleri vardır. Dünyâda bir benzeri bulunmayan Pamukkale aynı zamanda
şifâlı bir kaplıcadır. Damar, kalp, romatizma ve sinir hastalığına iyi
gelir.
Mesîre yerleri: Orman içinde ve göl kenarlarında çok güzel mesîre yerleri vardır.
İncilipınar: Denizli’ye iki km uzaklıktadır.
Gökpınar:
Denizli’ye 10 km uzaklıkta olup, Acıpayam-Denizli arasındadır. Büyük
çınar ağaçlarıyla kaplıdır. Orman, göl ve akarsular bir aradadır. Honaz
ve Karcı dağlarının birleştiği vâdidir.
Çamlık: Denizli yakınında 1000 kişinin dinleneceği orman içi mesîre yeridir.
Güney
Çağlayan: Güney ilçesinin 10 km uzaklığında, 10 m yükseklikten akan bir
çağlayandır. Çevresi ağaçlık ve güzel manzaralıdır.
Diğer mesîre
yerleri ise, Kocapınar, Işıklı, Gümüşsu, Evkara çamlığı, Hisar
değirmenleri, Alacain, Çambaşı, Kadılar, Iğdır çamlığı, Gürpınar ve
Kestane Deresidir.
Kaplıcaları: Denizli ili şifâlı su kaynakları
bakımından oldukça zengindir. Fakat bunların çoğunda tesis yoktur.
Bâzıları şunlardır:
Karahayıt Ilıcası: İl merkezine 25 km
uzaklıktadır. İçme kürleri sindirim sistemi hastalıklarına, banyo
kürleri ise astım, damar sertliği ve romatizma rahatsızlıklarına iyi
gelir.
Tekkeköy Kaplıcası: Sarayköy ilçesine 20 km uzaklıkta
Tekkeköy yakınlarındadır. Oteli olan bu kaplıcanın suyu romatizma, idrar
yolları, deri ve kadın hastalıklarına iyi gelir. Kaplıca yakınında
kükürtlü bir çamur da bulunmaktadır.
Ortakçı Ilıcası: Sarayköy
ilçesi yakınlarındadır. Ilıcanın yanında bir hamam ve otel
bulunmaktadır. İçme ve banyo kürleri sindirim sistemi ve romatizma
hastalıklarına faydalıdır.
Yenice Kaplıcası: Buldan ilçesine
bağlı Yenice köyü yakınlarındadır. İçme ve banyo kürleri romatizma,
kalp, damar sertliği, basur ve deri hastalıklarına faydalıdır.
Denizli'de geleneksel yemek türleri
ve beslenme alışkanlıkları sürmektedir. Kedi börülcesi çorbası,Mercimek
çorbası,Domates çorbası, kuru börülce çorbası, Tarhana çorbası, ovmaç
çorbası gibi yöreye özgü çorba türleridir. Et yemeklerinin başlıcaları
tas kapaması, kumbar dolması, sirkeli et, nohutlu et, Tandır,kol
dolması, ciğer sarma, saçta işkembedir.
Denizli mutfağının
temelini sebzeli yemekler oluşturur.Özellikle patlıcan yemek çeşitleri
çoktur. Kuru patlıcan dolması, patlıcan gözlemesi gibi vb. Taratorlu
börülce salatası, ebe gümeci salatası, filiz salatası Yöreye özgün
salata türleridir.
Börek ve tatlı türlerinde Ege Bölgesi özellikleri
görülür. Yufka, şipit, bazdırma evlerde yapılan ekmekledir. Yöredeki
beslenme alışkanlıklarından biri de yatmadan önce yenen “yat geber
ekmeği”dir. Kışın darı, kavurga, ceviz, kestane; yazın türlü meyveler,
salatalık, kavun, karpuz yenir.
MAHALLİ YEMEK TARİFLERİ ve ÖZELLİKLERİ
Bölge
itibariyle tanınan fakat yerleşim mahalleri itibariyle değişiklikler
gösteren mahalli yemeklerinden bazılarının özellikleri aşağıya
çıkarılmıştır.
-Çaput Aşı :
Toplanan taze bağ
yapraklarından yapılır,yapraklar küçük parçalar halinde doğranır.
Üzerine yağ ilave edilerek haşlanır. Sonra pirinç ve etle birlikte
pişirilir. Üzerine yoğurt dökülerek yenir.
-Alaçora :
Haşlanmış
kuru fasulyenin üzerine tereyağı ve bulgur ilave edilir, tuz,biber ve
su konulduktan sonra suyu çekilinceye kadar pişirilir.
-Un Çorbası :
Salça, yağla kızartılır. Un, kızartılmış yağla kavrulur. Yeterince su, tuz, biber ilave edilirek kaynatılır. Sıcak içilir.
-Darı Ekmeği :
Mısır
unu yeteri kadar tuz, su ilave edilerek yoğrulur. Sonra sac üzerinde
pişirilir. Sıcak iken üzerine tereyağı sürülüp, üstüne peynir konulup
yenir. Soğuk sütün içine soğuk darı ekmeği doğranarak da yenir.
-Ayran Ufaklaması (Doğrameç) :
Yoğurda
tuz konarak ayran haline getirilir. İçine mısır ekmeği doğranır ve
kaşıkla yenir. Acı biber ve domates salatası ile de lezzetli olur.
-Tirit :
Buğday,
mısır, bakla, nohut ve kuru fasulye haşlanır.. İçine toz kırmızı biber,
karabiber, tuz konur ve kaynatılır.. Az sulu piştikten sonra indirilir.
Servis yapılır. Üstüne badem içi, ceviz içi fındık kırması konularak
kaşıkla yenir. Özel günler ve misafirler için bir eğlence ve toplanma
vesilesidir.Acıpayam yöresinde çocukların ilk dişinin görüldüğümde
pişirilip dağıtılır. Ayrıca hayır için pişirilip çocuklara dağıtılır.
-Tarhana Çorbası :
Yazın
hazırlanıp kurutulan tarhana bir miktar suda eritilir. Bir tencerede
kızartılan salça, yağ,kıyma ve sarımsağın üzerine ilave edilerek
yeterince su eklendikten sonra kaynayıncaya kadar karıştırılır, İyice
kaynadıktan sonra sıcak sıcak yenir.
-Karın (Mumbar) Dolması :
Pirinç,
kıyma, karabiber, kimyon ve tuz dolma içi hazırlandığı gibi
karıştırılır. Karışım bol su ilave edilir. Karışım bir huni veya lamba
şişesi yardımıyla mumbarın ağzından doldurulur. bir kapta su ilavesiyle
pişinceye kadar kaynatılır. Sıcak olarak servis yapılır. Soğuyan dolma
dilimlenip tereyağında kızartılarak da yenir.
-Denizli Turşusu :
Biber,
taze fasulye, salatalık, gök domates bir teneke veya küp içine
yerleştirilir. Üzerine tuzlu sirke veya limon tuzu ilave edilir.
Sarımsak soyularak içine atılır.Kabın ağzı sıkıca kapatılır.Bir müddet
sonra turşu hazırdır.
-Patlıcan Kebap :
Bir tencerede
kuşbaşı et tereyağı ile birlikte kavrulur, salça ilave edilip pişirilir.
Ayrı bir yerde taze patlıcan soyulduktan sonra dilimlenerek doğranıp,
yağda kızartılır. Kızaran patlıcanlar tepsiye döşenir. Pişen etler
patlıcanın üzerine konur. Üzeri domates ve yeşil biberle süslenir. Tuz
ve karabiber konur. Fırında pişirilir.
-Kaçamak :
Yarım
litre tuzlu su kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca, içine serpilerek
üzere yeteri kadar un katılır. Bu işlem yapılırken, diğer taraftan tahta
bir kaşıkla hızla unlu su karıştırılarak, karışım birbirlerine iyice
yedirilir. Karışım koyu bir muhallebi kıvamına gelinceye kadar devamlı
karıştırılır. Bir tavada kızdırılmış yağa bir miktar kırmızı biber
eklenir. Kırmızıbiberli yağ tenceredeki unlu karışıma eklenerek servis
yapılır .
-Kuzu Çevirme :
Bütün kuzu eti iyice
temizlenerek tuzlanıp biberlenir. Hafifçe sulandırılmış salça içine ve
dışına sürülerek terbiye edilir. İçine lezzetli olması için kekik konur.
Hazırlanmış olan kuzu eti yakılan odun közü üzerine dikilen çatal
kazıkların üzerine bir kazığa geçirilerek oturtulur. Et iyice pişinceye
kadar arada sırada çevrilerek pişirilir. Pişirme işlemi bir çukur
kazılıp et içine sallanarak da yapılabilir.
-Sıyırma :
Ayşe
kadın fasulyenin tazeleri toplanıp, yıkanır, temizlenir ve toprak
tencereye konur. Üstüne biraz patates eklenerek yeterince su konur. Taze
birkaç kabak yaprağı örtülerek, üzerine ağırlık yapması için bir taş
konur. Pişirinceye kadar ateşte tutulur. Pişince ateşten alınır ve suyu
süzülür. Bir tepsi üzerine ters çevrilerek dökülür. Patatesler üzerinden
alınıp, tuzu ekilir.Soğan ve közlenmiş biberle birlikte yenir.
-Arabaşı :
Özellikle
yüksek bölgelerimizde kış mevsimlerinde pişirilir. Av hayvanlarının
etinden ya da tavuk eti ile yapılır. Tavuk ve av hayvanlarının etleri
iyice pişirilir. Acılı ekşili et suyuyla hamur yoğrulur ve pişirilir.
Büyük bir siniye dökülerek soğutulur. Hamurun ortası açılır,et sulu
çorba buraya konulur. Kaşıkla hamur alınıp çorbadan kaşıklanarak
yenilir.
-Et Çevirmesi :
Babadağ ve Sarayköy yöresinde
daha yaygındır. Koyun sırtlarından yağ kesilir. Bu yağlar baharatla
ovularak bir şişe dizilerek serin bir yerde bir süre bekletilir. Kuru
soğan kıyılarak salça ile ovulur. Köz halinde olan kömür üzerine,
şişlere dizilen yağlar pişmeye bırakılır. Yağlar pişerek akmaya
başlayınca yufkalara sıra ile basılarak emdirilir. Yağlar iyice
küçülünce ye kadar bu işleme devam edilir. Daha sonra iyice emdirilen
yufkalar salçalı soğanla siniler üstünde servis yapılır.
-Yoğurtlu Patlıcan Gömmesi :
Közde
pişirilen patlıcanların kabukları soyulur. Yağ içinde tekrar pişirilir.
Ayrı bir tabakta koyun yoğurdu ezilir, içine sarımsak eklenir.. Yağda
pişirilen patlıcanın üstüne yoğurt dökülerek karıştırılır.. Üzerine
eritilmiş tereyağı gezdirilir. Sıcak olarak taze soğan, tere, maydanoz,
nane, biber kızartması, taze biberle birlikte yenir.
-Et Kapaması :
Genellikle
Babadağ yöresinde pişiririlen bir yemek çeşididir. Koyun, oğlak veya
kuzu eti küçük parçalar halinde doğranır, salça ile ovulur. Sarımsak,
soğan ve patates doğranır,Hepsi bir tencerenin içine doldurulur. Üzeri
bir tava ile kapatılır ve tencere ters vaziyette kömür ateşinin üzerine
konur ve pişmeye bırakılır. İstenirse tavanın boş kenarlarına pirinç
ilave edilebilir veya suyu ile de ayrıca pilav pişirilebilir.. Et
kapaması sıcak olarak, yanında salata ile servis yapılır.
-Sura :
Koyun
veya keçi etinin kaburga kısmının etinden yapılır. Etli kaburganın et
kısmı kemiğinden ayrılarak açılır. Kemik ile et arasına pirinç,
karabiber, kırmızıbiber ve baharat çeşitleri konup et kapatılarak
dikilir. Sonra bir tencere içine oturtarak az su ve tuz ilavesiyle
pişmeye bırakılır. Piştikten sonra olduğu gibi sofraya konur, sıcak
olarak yenir. Bu yemek genellikle Kale ilçemiz ve köylerinde
yapılmaktadır.
-Keşkek :
Orta Asya'dan bu yana milli
yemeklerimizden biridir keşkek. Keşkek en çok Babadağ'da usulüne uygun
olarak yapılır. Keşkeğin ana maddesi yağlı keçi veya koç eti ile
dövülmüş buğdaydır. Genellikle düğünlerde yapıldığı için, bu tarifimiz
750 kişiliktir. 40-45 kg. kadar yağlı keçi veya koç eti, 30 kg. dövülmüş
beyaz buğday, 2 kg. tereyağıdır. Büyükçe bir kazan içinde buğday, başka
bir kazanda et normal ateşte pişirilmeye başlanır. Buğday piştikçe ağır
ağır ara sıra karıştırılır ve pişen etin suyundan eklenir. Et iyice
piştikten sonra çıkarılır ve kemiğinden ayrılır ve iyice ezilir ve
tamamen pişen buğdayın içine eklenir ve karıştırarak bir süre daha
pişirilir. Daha sonra tereyağı bir tavada kızartılır.. Üzerine kırmızı
biber ilave edilir. Keşkeğin üzerine tabaklara konduktan sonra
gezdirilir. Yanında turşu veya salata ile birlikte yenir.
-Gındıra Çorbası :
Ayıklanan
ve temizlenen gındıra önce sıcak suda haşlanır. Haşlandıktan sonra
kabuğundan ayrılır. Haşlama suyuna yağda kavrulmuş soğan ilave edilir.
Ayrıca erik, ekşi ve tuz katılır. Sonra on dakika kadar daha
kaynatılarak yenir. Gındıra çorbası, genellikle Çameli yöremizde
yapılmakta olup lezzetli ve bol C vitaminlidir. Gındıra ayrıca bulgur ve
pirinç pilavlarına da karıştırılarak yapılabilir.