Pamukkale, 'her derde deva' şifalı suları ve travertenleriyle, Türkiye'nin turizm cennetlerinden biri.
Doğa
ile tarihin buluştuğu, UNESCO'nun 'Dünya Kültür Mirası Listesi''nde
bulunan Pamukkale, Türkiye'de deniz turizmine alternatif merkezlerden
biri konumunda. Denizli'nin dünyaya açılan penceresi Pamukkale,
travertenlerin sunduğu görsel zenginlikle, yılda 1 milyonun üzerinde
yerli ve yabancı turisti misafir ediyor.
Pamukkale'nin
binlerce yıldır yerleşim merkezi olmasını sağlayan şifalı termal su,
bölgenin dünyaca ünlü beyaz travertenlerinin de hayat kaynağı.
Pamukkale'nin hemen yakınındaki Karahayıt ve Gölemezli'deki termal
kaynakların romatizma, kalp, mide, damar sertliği, tansiyon ve deri
rahatsızlıklarına iyi geldiği ifade ediliyor. Bölgedeki bazı oteller,
termal tedavi konusunda eğitim almış uzman personeliyle sağlık turizmine
yönelik hizmet veriyor. Pamukkale'deki termal havuz, yaz-kış ısısı
değişmeyen 35 derecelik suyuyla bölgeye gelen turistlerin keyifli zaman
geçirmesine de imkan sağlıyor.
Antik kent
Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre
uzaklıkta. M.Ö. 197 yılında kurulan Hierapolis, Hz. İsa'nın
havarilerinden St. Philip'in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar
yaptırılması nedeniyle, inanç turizmi açısından da öne çıkıyor. Yapılan
kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nde
sergileniyor.
Antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20
kilometre uzaklıkta. Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 197
yılında kurulan, adını da Amazonlar Kraliçesi Hiera’dan alan Hierapolis,
aynı zamanda “kutsal kent” olarak anılıyor. Hz. İsa’nın havarilerinden
St. Philip’in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar yaptırılması,
Hierapolis’in inanç turizmi açısından da öne çıkmasını sağlıyor.
Apollon
Tapınağı, St. Philip Martyriumu, Antik Tiyatro, Roma Kapısı, Kuzey
Bizans Kapısı, Agora, bugün müze olarak kullanılan Roma Hamamı, su
kanalları, Direkli Kilise ve nekropoller, Hiearapolis’teki başlıca
tarihi yapılar. Bu yapıların bir bölümü İtalyanlar tarafından 1957
yılından bu yana sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılmış durumda. Yine
kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nde
sergileniyor.
Pamukkale’nin batısında yer alan
ve 3 yıldır kazı çalışmaları yapılan Eskihisar Köyü yakınlarındaki
Laodikya, Buldan İlçesi’ne bağlıYenicekent yakınlarındaki Tripolis,
Honaz İlçesi yakınlarındaki Colossea, Lycus Vadisi olarak anılan
bölgedeki diğer antik kentler.
Geçmişe bir yolculuk yapın…
Romalı kraliçelerin termal sularda mis kokulu
sabunlarla yaptıkları güzellik banyoları gelsin aklınıza. Ancak böyle
Hierapolis’in tarihi doğayla birleştiren muhteşem yapısını gözünüzün
önüne getirebilirsiniz. Ve böylece Pamukkale’ye gitmenin zevkine
varabilirsiniz.
Büyük Hamam: M.S. 2. yüzyılda tamamlandığı
düşünülen hamam, Palaestra (güreş ve beden eğitimiş yapılan bölüm) ve
imparatorların törenlerde kullandığı 2 odadan oluşmaktadır. Ayrıca bir
odası günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Misafir duvarları ve bazı
tonozları günümüze kadar ayakta kalabilmiş olan yapının iç mekanlarının
mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunuyor.
Büyük Kilise: Hamamın doğusunda yer alan bu kilise, 6. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiştir.
Apollon Tapınağı: Hierapolis’in baş tanrısı
olarak kabul edilen Apollon adına yaptırılmıştır. Bölgenin ana tanrıçası
Kybele ile Apollon’un burada buluştuğu söylenir. Eski ve dini mağara
olarak bilinen Plutunion üzerine kurulmuş. Tapınak alanına geniş
basamaklarla çıkılır.
Tiyatro: Yapımı 2. yüzyılın ikinci çeyreğinde
tamamlanan tiyatronun 15 000-20 000 kişi kapasitesi olduğu tahmin
ediliyor. Yapı, 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Sahne arkasındaki
Apollon kabartmaları da ilginizi çekebilir. Caveanın tam ortasından
geçen diozomayaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile giriliyor.
Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar
sırasında bol miktarda heykel bulunmuş.
Nekropolis: Şehrin kuzeyinde yer alan bu mezarlık
geçmişten günümüze çok iyi korunarak gelmiştir. 2 kilometrekareyi
kaplayan büyük alana yayılmış olması, bünyesinde barındırdığı anıt
mezarları ve değişik lahitleriyle geçmiş zamanların en önemli
mezarlıklarından biri olarak gösteriliyor. Aile tipi mezar evleri de
ilginizi çekecektir.
St. Philip Martyrium (Anıt Mezarı): İsa’nın havarilerinden biri olan St. Philip’in öldürüldüğüne inanılan Pamukkale’de adına anıt mezar bulunmaktadır.
Pamukkale’nin yaklaşık 2 km. güneyinde bulunan
Laodicea, İncil’de geçen kıyamet işaretlerinin bulunduğu 7 kiliseden
birine ev sahipliği yapması dolayısıyla her sene birçok yabancı turisti
ağırlıyor. Vaktiniz olursa, Pamukkale dışında gidebileceğiniz bir diğer
tarihi alan da burası olabilir.
Travertenler: Pamukkale, nereye bakarsanız
bakın doğanın en saf rengi beyazı her yerde görebileceğiniz bir
bölgedir. Renklerin harmonisine, güneşin sarısıyla travertenlerin
beyazının oluşturduğu değişik görüntülere dikkat edin ve kesinlikle
tadını çıkartmaya çalışın. Sadece fiziksel anlamda değil, Pamukkale’nin
sizi ruhen de rahatlatacağını göreceksiniz.
Doğadan sağlık bulacaksınız…
Pamukkale’nin
35.5° ısısıyla vücut ısısına en yakın kaplıca suyu; bikarbonat, sülfat,
kalsiyum ve karbondioksit gazı içermektedir. Suyun iyileştirici
özelliği, yüzyıllardır Pamukkale’yi şifa arayanlar için önemli bir
merkez haline getirmiştir. Kaplıca suyu yüksek ısısı dolayısıyla
gevşetici özelliğinin yanısıra, içerdiği yüksek kalsiyum miktarı
nedeniyle vücut iskeletindeki sorunların çözümünde de büyük rol oynuyor.
Radyoaktivitesi yüksek olan bu suyun tadı da acıdır.
Zamanında 40 bin kişiyi aşan nüfüsuyla çok önemli
merkezlerden biri olan Hierapolis antik kenti, çok şiddetli bir deprem
sonucunda suların şehre zarar vermesiyle bugünkü haline gelmiş ve
travertenleri oluşmuştur. Bölgede günümüzde, sıcaklıkları 35-100 derece
arasında değişen 17 adet sıcak su alanı bulunmaktadır. Şu anda traverten
alanı 22.000 kilometrekareye ulaşmıştır.
Günde 6000 kişiye hizmet edebilecek kapasitede olan
Pamukkale termal suları, saniyede 400 litre hızla akmaktadır. Bu da kişi
başına günde 600 litre su anlamına gelir. Travertenler üzerinde
ayakkabıyla dolaşmak 1997 senesinde yasaklanmıştır.
Pamukkale’nin 5 km. kadar kuzeyinde bulunan Karahayıt
ve Kızılleğen kaplıcaları da sıcaklıkları biraz daha yüksek olmasına
karşın Pamukkale ile aynı kimyasal özelliklerde kaplıcalardır.
Pamukkale'de geleneksel yemek türleri ve
beslenme alışkanlıkları sürmektedir. Kedi börülcesi çorbası,Mercimek
çorbası,Domates çorbası, kuru börülce çorbası, Tarhana çorbası, ovmaç
çorbası gibi yöreye özgü çorba türleridir. Et yemeklerinin başlıcaları
tas kapaması, kumbar dolması, sirkeli et, nohutlu et, Tandır,kol
dolması, ciğer sarma, saçta işkembedir.
Pamukkale mutfağının temelini sebzeli yemekler oluşturur.Özellikle
patlıcan yemek çeşitleri çoktur. Kuru patlıcan dolması, patlıcan
gözlemesi gibi vb. Taratorlu börülce salatası, ebe gümeci salatası,
filiz salatası Yöreye özgün salata türleridir.
Börek ve tatlı türlerinde Ege Bölgesi özellikleri görülür. Yufka, şipit,
bazdırma evlerde yapılan ekmekledir. Yöredeki beslenme
alışkanlıklarından biri de yatmadan önce yenen "yat geber ekmeği"dir.
Kışın darı, kavurga, ceviz, kestane; yazın türlü meyveler, salatalık,
kavun, karpuz yenir.